Ölümün Ölümsüzlükse

Gözlerinin açıldığı üçüncü boyut ile film başladı.Filmin içindeyken anlarsan filmden çıkabilirsin aynı zamanda.Anlaşmanı hatırlamalısın ancak böylelikle şefaat edersin kendine.Anlaşmanı hatırlatanlar da oku.En merhametli hatırlatıcılar senin için aşağı indi.

Sadece sen iyi ol sifalan diye…
Şifa Hatırlamaktır en gerideki ONU…
Ve hatırlayanlar ÖLÜMSÜZLÜK ile sırlanırlar, şifalanır…
Onlara, Allahın günlerini hatırlat! İBRAHİM:5

O kutlu hatırlatıcılar o gün bugün hatırlatıyor.
O sizi çağırdığında utanmadan, korkmadan, saklanmadan, özgürce ve huzurda hazır olmak için hatırlatıyorlar mekanın mekasızlığını. Bu deneyim en eski kaydımız; Onu gördük, sesini işittik, kokusu aldık. Varlığımızın her bir zerresi lezzete erdi.Sarhoş olduk.Neşeden, sevinçten, vecdden, aşktan ve istiğraktan yüzler pırıl pırıl.Tüm ruhlar o aşkın sarhoşluğundan semah yapmaya ve Ona doğru kendilerini çekmeye başladılar.

Ruhumuz Ona meftun, muhtaç ve aşık…
Ve O kendi ruhuna müştak…

Arada müthiş bir aşk ve karşı konulmaz bir çekim var.

Ve O sordu: Elestu Bi Rabbikum?
Ben sizin Rabbiniz değil miyim?
Belâ diyor tüm ruhlar… Şehidna şahidiz.

Ve O tek varlığımız, diyor ki:
“Şu an beni görüyorsunuz, sesimi işitiyor, kokumu alıyorsunuz. Varlığımın tadını varlığınızda tadıyorsunuz ve bana aşıksınız. Belâ demek kolay, Evet demek kolay!
Sizi aşağıların en aşağısına, dünyaya gönderecek ve bir beden kalıbının içine üfleyeceğim. Orada kısa bir süre beni göremeyecek, sesimi duyamayacak ve kokumu alamayacaksınız. Eğer orada, kısacık bir hayatta bana olan aşkınızı yitirmez, arzunuzu tüketmez ve başka şeylere aşık olup beni unutmazsanız o zaman bana kavuşmaya hak kazanacakaınız.Hatırlayan ve unutanların ayrıştığı diyarda yedi kat göğün altına, dünyaya göndereceğim. Bana olan sevginiz, aşkınız ve bağlılığınızla yedi kat göğü aşacak, yedi nefis mertebesini kat edecek ve yine bana geleceksiniz. Süre dolmadan evet HATIRLADIM diyerek.
Ve tüm ruhlar sarhoşça bunu kabul etti. Onun sözleri diridir.
Sadece “Elestu Bi Rabbikum” derken tüm bu mana o sözün içindeydi. Ve biz Belâ derken, evet dedik ama bu sözün içinde binlerce ilan-ı aşk vardı.
Biz seni nasıl unutıruz vardı. Parça bütünden nasıl ayrı durur! Taparcasına seni severken nasıl seni unutur ve nasıl başka şeyleri severiz, nasıl başka şeylere aşık oluruz, vardı.

Ve sonra ruh bedene üflendi…

Ve burada Onu göremez, sesini işitemez, kokusunu alamaz olduk.
Bedene alıştık, beden kalıbımıza alıştık ve kendimizi beden zannettik. Unuttuk ve burada filme daldık.

Fakat ruhumuz içimizde hep feryad etti. Ben buraya ait değilim, ben onsuz yapamam, beni susturma, nefes alamıyorum dedikçe biz onu hep susturduk. Duymamazlıktan geldik ve onu hep örttük, sesini bastırdık.

Allah resulleri… Onlar unutmadı, onlar dünyaya dalmadı. Dünyada oyalanmak yerine Ona yolculuk yaptılar. Ve Ona vasıl oldular.

Allah bize acıdı, merhamet etti. Biz kaybolmuştuk. Unutmuştuk. Yol yordam bilmiyorduk.
Ve Allah kendisine vasıl olan resullerini görevlendirdi. Her yere… Ve her kavme…

“Şimdi tekrar aşağı in ve geldiğin yoldan kullarımı bana getir!”

Nebilerini, resullerini, velilerini…ermislerini

Yedi kat gönül göğünü aşıp ona vasıl olmuş dostlarını…görevlilerini
Alay-i illiyinden buraya… Esfeli safiline…
Bize gönderdi. Ve hep gönderecek. Hz
Ademden hz Muhammede kadar nebiler ve resuller…
Ve kıyamete kadar Resulullah Efendimizin varisi Mürşidi Kamiller…
Allah Resulünün Resulleri suffasinin incileri…Kadim merhametleri gönderdi gönderiyor.

Hepimiz kaybolmuşuz. Beden tuzağında..yuvadan uzakta…

Özümüzden, aslımızdan, hakikatimizden, Ondan uzakta…

Hiç bir şey bizi mutlu etmeye yetmiyor. Çünkü ruhumuz koptuğu ruhu arıyor.Allahtan geldiniz Allaha döneceksiniz hakikati başlangıç ve sonun kesiştiği mekan…
Oraya yürüyenler namı diğer ölümsüzler. Gittigimiz yön geldiğimiz nokta ile kesiştiğinde ölümün ölümsüz mekanın mekanı olacağız .Mıknatısı çeken demir tozu gibi çekilecegiz özümüze. Şifanın hasıl olduğu rengine göre ölümsüzlüğün tadına varırken öldüğünü bilmemenin müjdesinde.

Onlar ki en merhametli şefkatin yeryüzü temsilcileri… Varoluşun düğümleri üzerlerinden çözdüğü husve-i haseneler…

Şimdi bu yazıyı okuyan hatırlayıcı kendine seslen HATIRLADIM diye biad nikahını tazele.Seninle senden keşfedilmeyi,anlaşılmayı,duyulmayı bekleyen güneş orada ,yıldızların yolları davet ediyor varlığını dolaşmaya kokusunu solumaya…Evrenin yollar düğümü çözüldü çözülüyor hatırladığın an`da.Şimdi ol…Bekletme kendini acının yeraltı mezarında, ne varsa hatırlamaya engel içinin en ücrasinda boşalt ÖLÜMÜN mağarasına bunu yapabildiysen zafersin ÖLÜME daha ölmemecesine…Terkediş zamanı gelmiştir artık ölümlerin , azının itimat ettiği çoğunun beklediği beklettiği anda kaç milyon yıl ziyan olmasın diye.

HATIRLATAN ve HATIRLAYANLAR SELAM OLDU…

Fatmanur Budakçı / Kadim Bilgelik Okulu / Dua ve Şifa Atölyesi