Miraç Kandili

Zamanın ve mekanın içinde kaybolmuşluğuna bir “dur” ihtarı gibidir kutlu kılınmış zamanlar. Derin uykundan uyanma eşikleridir. İlahi sistemin zamanın içine serptiği aslında daim gelen ama ismi konulmuş davet yerleridir.

Bugün ismi ile müsemma “Miraç”, aslına rücu yolunda kesintisiz yükselişte olduğunun ama ismi duyunca fark ettiğin uruç (yükselme) yolculuğun…

Peygamber (a.s)’mın “Mirac’a ” yükselmeden önceki yaşamına dikkatlice bir bak! Sanki her şey “O”nu buraya hazırlamak içindi. Demek ki yaşamında şu an “ol” an ne var ise senin kendi yaşamının miracının hazırlık safhaları. Gökten senin varlığına has indirilen o merdivene her “an” basıyorsun aslında; çünkü sen “O”ndan gelip “O”an dönen asla rücu yolunun kutlu kılınmış yolcususun.

Peygamber (a.s)’ın yaşadığı deneyimi iyi anla! Varlıkta ne olduysa seninde hissen var unutma! Ne anlatıyor sana, “gözünün ne kaydığı, ne şaştığı” o yükselişte…

Kavuşmak için bu kadar dua ettiğin, yakardığın yerde olabilir misin aslında? Acaba bundan mı bu denli yalnız kalışın, seni bir bir bırakıp gidenler? Bundan mı varlıkta var zannettiklerinin “hiç” oluşunu seyredişin. İlahi olanın “Miraç” cezbesine girmiş olabilir misin? Her şeyi geride bırakıp, ne bir yere kayıp ne de şaşıp “O” nunla “bir” olmayı “an” “an”a yaşıyor olabilir misin ?

Bu zamana kadar kendimi öyle olmaya ikna etmeye çalıştığım her şeyi ayaklarının dibine bırakıyorum; beni “sana” kat diyebilir misin?

Haydi “şimdi” dön yüzünü sümme vechullah olana. Kutlu olsun, alemlere rahmet olanın(a.s) Mirac’ı rahmet ettiği tüm alemler ile…

Kubilay Aktaş