KALMAK MI ZOR, GİTMEK Mİ? 

17 Haziran 2019 Yay Dolunayı

Vedik Astrolojiye göre Yay burcunun Mula yıldızında ve haritanın beşinci  evinde oluşan Dolunay’a retro Satürn’le kavuşum halinde olan Ketu’da Purva Aşhadha yıldızından eşlik etmekte.

Tam karşılarında Güneş Mrigaşira yıldızında, Merkür, Mars ve Rahu’da Punarvaşu yıldızında tam kavuşum halindeler. 

Dolunay’ın tamamlanma anındaki haritada yükselen Aslan burcunun Purva Phalguni yıldızı. Bu yıldızın yöneticisi Venüs; haritanın 10. evinde Rohini yıldızında. Navamsa haritasında da Venüs Boğa burcunda olduğundan dolayı çok güçlü konumda. 

Dördüncü evdeki retro Jüpiter Jyeşta’daki seyrine devam ediyor. Haritanın sekiz, on ve on ikinci evlerini görünümde tutmakta. 

Retro Satürn haritanın iki, yedi ve on birinci evlerini, 

Ketu;  dokuz, on bir ve yükseleni,

Rahu; üç, beş ve yedinci evlerini,

Mars ise iki, beş ve altıncı evlerini görünümde tutmakta.

Uzun bir süredir deneyimlediğimiz Satürn-Ketu kavuşumundan başlayalım…

Vedik Astroloji kaynaklarında Ketu’nun her bir gezegenle kavuşumunun kişiye olan etkilerini anlatan bilgiler mevcuttur. Bu kavuşumların kişisel ve toplumsal etkileri potansiyel olarak anlatılır fakat Ketu ve Satürn kavuşumu için Vedik üstadların söylediği şey; “anlatılmaz, yaşanır!” dır. Ki hali hazırda transit etki olarak uzunca bir süredir tüm Dünya olarak bu etkiyi yaşıyoruz ve bir çoklarınızın dediği ya da hissettiği gibi “çok farklı bir halim var ama tam olarak ne bilmiyorum!” Tabii herkes bu transit etkiyi hem genel hem de haritasına özel olarak farklı şekillerde yaşıyor. 

En genel haliyle bu kavuşum korkuları gün yüzüne çıkartan, etekleri tutuşturan, ağır duygusal çöküş hissi veren, kuyunun dibindeymiş ve bir daha oradan çıkamayacakmış hissiyle sarıp sarmalayan… daha devam etmeme gerek yok sanırım… Fakat, tüm bu ve benzeri hislerle birlikte müjdeyi de vereyim, bu kavuşum üstadların, velilerin haritasında olan bir kavuşum. Yani, Cebrail’in (as) Hz. Muhammed’i (sav) Hira’da sıkıp “Oku” dediği ve Rasulullah’ın (sav) “ben okuma bilmem” dediği ve bunun üç kere tekrar etmesiyle ilk ayetin inişi… 

İşte, tam olarak aynı sıkışıklık ve ayrı rahmet! Şimdi neyi, neden yaşadığımızı anladık inşallah… Buradan yanlış sonuçlar çıkarılmasın. Hepimiz, kendi hayatımızda, kendi yolculuğumuzda yaşadığımız sıkışıklıklar ve kabzların ardından gelen bastlarla büyüyoruz adım adım. Gökyüzünün bu Dolunay’da haritanın bütünüyle bizden istediği de kendi devrimimizi yapmamız. Zaten sıkışıklığın büyüklüğü; zihne, korkulara, eski bilince, alışkanlıklara, konfor alanına tutunmaya ısrar etmekten kaynaklanıyor. Tabii bunlara makam, mevki, statü, medeni hal, etiket, çok bilme, yardım istememe, her şeyi tek başına yapma güdüsü, sevgiden korkma, kendinden-hislerinden-kalbinden gelenden korkmayı da ekleyebiliriz ve dahası…

Ay’ın bulunduğu Mula yıldızı köklerle ilgili. Yani köklerden gelen, genetik ya da uzun zamandır sıkıntısını yaşadığınız bir çok konunun yine kökten çözümlenebileceğini gösteriyor. Satürn ve Ketu’nun da Ay’la kavuşuyor olması bu durumu daha da güçlendiriyor. Ruhlarda, bedenlerde bayram temizliği yapılıyor aslında. Bu göstergeler; acının, zehrin, korkunun artık gizlenemediğini ve gün yüzüne çıktığını gösteriyor. Bu kavuşum bize tam da bunlarla yüzleşme ve helalleşme gücü veriyor aynı zamanda. Acının içinde kaybolmadan, izleyerek…

Güneş’in bulunduğu Mirigaşira yıldızı ise bu şifalanmayla birlikte hayat enerjisinin tekrar içimize akacağını söylüyor. Punarvaşu yıldızında kavuşum yapan Merkür, Mars ve Rahu ise, yenilenmenin, yeniden ve tekrar başlamanın vaktinin geldiğini… Burada dikkat edilmesi gereken; zihin çok yoğun çalışıyor. Bir taraftan halsiz, bitkin hissetiren enerjilerle birlikte, iç dünya çok yoğun ve hızlı bir enerji içinde. Bu da zıtlık oluşturuyor. Bundan dolayı zihni rahatlacak eylemlerde bulunmak önemli. Yine buradaki yoğunluk da artık yapılması gerekeni yaptırtmaya, bırakılması gerekeni bıraktırtmaya, atılması gereken adımı attırtmaya çalışıyor.  Yapılması gereken yapılmadığında içsel ve dışsal öfke olarak tezahür edebilir. 

Dolunay’ın tamamlanma anındaki yükselen Aslan burcunun Purva Aşhadha yıldızı ve bu yıldızın yöneticisi Venüs’ün bulunduğu Rohini yıldızı tam da bu zorlandığımız noktalarda bize yol gösteriyor. Gitmemiz gereken istikamet; Kalp ve Beden! ki bunları dinlediğimizde Ruh’a ulaşıyoruz. Bedeni dinlemek, ihtiyacını gidermek; en azından bu niyette olmak bu noktada önemli bir çıkış kapısı. Bedeni farketmek, onunla ilgilenmek bununla birlikte kalbin sesini dinlemek bize yol gösterici olacaktır. Nereden başlayacağınızı bilmiyorsanız başlangıç olarak elinizi kalbinize koyup hem kalbinizin sesini hem de kalbinizin üstündeki eli hissederek başlayabilirsiniz. Beden bizim mabedimizse madem, o zaman ilk önce oradan başlamalı ilgiye de, şükre de…

Yine bu yıldızlar bize konfor alanından, yani alışageldiğimiz kalıbımızdan, kabımızdan çıkmamız gerektiğini tekrar hatırlatıyor. Aranılan huzur ve ferahlığın aslında tam da bu bilinen alandan bilinmeze cesurca adım atıldığında varılacağını ve bu lezzetin hiç bir şeye benzemeyeceğini de…

Zehra Merve Külünkoğlu / Kadim Bilgelik Akademisi Astroloji Eğitmeni