İÇİMİZDEKİ ŞİFACIYI UYANDIRMAK

Manevi Alemlere (Cevher) Dair Bazı Bilgiler

Alemler İkiye Ayrılır. 

1- Yaratılmışların Alemi
2- Emir Alemi

Arifler ve şifacılar dolayısıylale Celcelütiye her iki alem ile de çalışır. Ancak biz burada daha çok emir alemini tanıyacağız. Psişik yetilerimiz bu aleme aittir. Bilinçli varlık dediğimiz insan; tüm sistemde açığa çıkan bütün enerji ve kanalların öz manası ve özetidir. Yani İnsan-ı Kamiller (Yetkin İnsan) topluluğu.

5 temel alem ve 7 enerji merkezi ile bağlantılı 5 temel cevherimiz temel spriütel yetimiz vardır.

1-Kalb, 2-Ruh, 3-Sır, 4-Hafi, 5-Ahfa

Bir sonraki bir öncekinden daha kuşatıcı daha latif yani kapsamlıdır.

1-KALB: Alem-i halk’tan, Hz. Adem’e (A.S) ve kainatta onunla alakalı makamlara, mekanlara ve boyutlara işaret eder. Alem-i emr’den ise, Hz. Adem’in (A.S) mahiyetine ve hakikatine bakar.

Aynı zamanda kalb; alemdeki Arş’ı temsil eder. Burada maddi boyut itibariyle Arş’ın mekânına bakar. Manevi boyut, yani emr alemi cihetiyle de, Arş’ın mahiyet ve hakikatine bakar. Hem alem-i Arş, hem de onun numunesi olan kalbin batını ve mahiyeti; Allah’ın Evvel, Ahir, Zahir ve Batın isimlerinin halita ve karışımıdır.

Kalb, bir nevi Arşullah’tır. Manevi terakkide beş cevherin ilki ve başlangıcıdır. Aynı zamanda kalb; alem-i halk ile alem-i emr ortasında bir geçittir. Arş da aynı mahiyeti taşımaktadır. Diğer dört cevher; alem-i ekberde Arş’ın ve alem-i asgarda ise kalbin etrafında veya üzerindedir.

Kalb; Cenab-ı Hakk’ın izafi sıfatlarına delalet eder. Arş ve kalb; alem-i emr ve alem-i halk arasında geçit ve köprü olduğu gibi; izafi sıfatlar da, vücub ile imkan arasında geçittir ve köprüdür.

2-RUH: Alem-i ervahın numunesidir. Alem-i halk itibariyle Hz. İbrahim (A.S.)’ın varlığına, makamına, mekanına ve kainatla münasebetine bakar, bir cevherdir. Alem-i emr itibariyle de, Hz İbrahim (A.S.)’in mahiyetine ve hakikatine bakar. Kalp cevherinden, daha latiftir. Alem-i emr’dendir.

Cenab-ı Hakk’ın, emr aleminden olan hakiki sıfatlarına delalet ve işaret eder.

Yani; izafi sıfatlar kalbe işaret ve tecelli eder. Hakiki sıfatlar ise, ruh’a işaret ve tecelli eder.

3-SIR: Ruh cevherinden daha latifdir ve ruh cevherinin üzerindedir veya içindedir.

Alemde, sırlı ve meleküta taalluk eden mahiyetlere numunedir. Halk aleminde, Hz. Musa (A.S.)’ın zatına, makamına ve alemle münasebetine bakar. Emr alemi itibariyle ise, Hz. Musa (a.s)’ın mahiyetine ve hakikatine bakar.

Ruhun üzerinde bulunan, iç içe ve sonraki evvelkinden daha latif olan, diğer üç cevher ise, yani sır, hafa ve ahfa zat-ı ilahiyeye işarettir. Tecelliyat, bu üç cevherde hakikat ve mahiyetiyledir. Fakat yine de tecelliyattır. Yani aynı değildir. Sır cevherinde, Allah’ın hakiki sıfatları ehadiyyet itibariyle ve hakikat olarak tezahür ederler.

4-HAFI: Bu cevher, sırrın üzerindedir ve ondan daha latifdir. Halk aleminde, Hz. İsa (a.s)’ın zatına, davasına, makamına ve kainatla münasebetine bakar. Alem-i emr itibariyle ise, İsa (a.s.)’ın hakikat ve mahiyetine bakar ve onun numunesidir. Cenab-ı Hakk’ın, şuun-u ilahiyesinin alemdeki külli tezahüratı; hülasa ve odak noktası olarak, Hafa’da tezahür eder. Bu hakikatlerin tamamen bilinmesi âdeta imkan dahilinde değildir. Ancak azıcık dahi olsa, alemdeki tezahürleri, bazı şeyleri düşündürebilir.

5-AHFA: Beş cevherin en latifi ve en küllisidir. Ehadiyet itibariyle en özü ve özetidir. Hafi’nin üzerinde ve merkezindedir. Hepsinden ziyade birinci cevherdir ve merkezdir. Zat, sıfat ve şuûnu ilahiye dediğimiz alem-i emr’in, en külli ve vasıtasız tecelli ve temerküz yeridir. Allah’ın (cc) zatına ve ehadiyetine numune ve ayinedir. Bütün mükevvenat, en geniş ve ihatalı olarak, Ahfa’nın muhiti ve çevresidir. Yani kainat, en külli halk alemi olarak, nasıl emr aleminin en külli ve geniş tezahürüne ve tecellisine mazhar ise; Ahfa da, o ağacın çekirdeği gibi, alemin özü ve özeti olup, kainatta külli olarak tecelli eden emr aleminin, perdesiz ve ehadiyetle tecelli merkezidir. Ayrıca Ahfa; Halk alemi itibariyle, Resul-ü Kibriyanın (asm) zatına, makamına, davasına ve kainatla münasebetine baktığı gibi; emr alemi itibariyle de, O’nun mahiyetine, keyfiyetine ve hakikatine bakar.

Kalp “Kırmızı, Ruh “Sarı, Sır “Beyaz”, Hafi “Siyah”, Ahfa ise “Yeşil” renkleri temsil ederler.


ŞİFACI DUYU ÖTESİ YETİLER

Duyu dışı algılama, parapsikolojinin konusuna ilk dahil olan yetilerdir. Bunlara kısaca “ALTINCI HISLER” de denir. Beş duyumuzun dışında kullandığımız diğer algılama yetilerimizdir.

DURUGÖRÜ AURA ENERJISINI GÖRMEK

Gelecek, şimdi veya geçmişte bir olayı oradaymış gibi görebilme yetisidir. Halk arasında, üçüncü göz diye bilinir. Aynı zamanda görsel olarak haber almak, rüyaların netliği de buna bağlıdır. Durugörü yetimiz geliştiğinde vizyonlar almaya başlarız. Vizyonların anlamı gözümüzü kapadığımız gördüğümüz semboller, şekiller veya olayladır. Duru görünün ilk kademelerinde gözlerimizi kapadığımızda renk ve enerji tayfları görmeye başlarız. Daha sonra bu yetimiz geliştikçe yerini sembolik ifadelere (mesela bir kelebek, bir şömine veya bir yarasa gibi) bırakmakta, daha da ilerledikçe artık olaylar, yerler net olarak görülebilmektedir. 

Durugörü yetimiz geliştiğinde vizyon almanın dışında, enerji alanları (auralar) görülebilmekte, rüyalar netleşmekte ve haberci rüya sayısı artmaktadır. Öte yandan normal gözün göremediği frekanstaki varlıkları durugörüyle görmek mümkündür. Alın çakrasıyla bağlantısı vardır. 

Uzaktan göre ve gezici durugörü tanımları da yine durugörü içerisinde yer alır. Mesafe olmaksızın, uzakta ki bir yeri oradaymış gibi görme yetisi olarak tanımlanır. Özellikle ABD istihbaratının bunun üzerinde ciddi çalışmalar yapmakta olduğu bilinmektedir. 

TELEPATI (EMPATIK SEZGILER)

Telepati, kelime kullanmadan düşünce iletişimidir. Telepati de iki kısım mevcuttur. Verici ve alıcı. Alıcılar, düşünceleri rahatlıkla alabilmekte yani düşünceleri okuyabilmektedir, Vericiler ise düşünceleri nakledebilmektedir. Günlük hayatta sık sık yaptığımız yetilerimizden biridir. Mutlaka hepimizin aynı anda aynı şeyi düşündüğü olmuştur ya da biri aramadan önce arayacağını bilmişizdir. Özellikle sevdiğimiz insanlarla, annelerle çocukları arasında ve ikizler arasında yoğun bir telepatik bağ vardır. Telepatik bağın en önemli koşulu, frekansların yani titreşimlerin uyuşmasıdır. Bu yüzden çok yakın olduklarımızla daha rahat telepati yapabiliriz. 

Bazı ilkel kabilelerde telepatiyle anlaştığı bilinmektedir. Buna en bilinen örnek Aborjin Kabilesidir. Avustralya yerlisi olan Aborjinler, düşünce yoluyla irtibata girmektedirler. Bunun iyi tarafı yaşanan duyguların, algılanan resimlerin, işitilen seslerin yani sözcüklerle aktarmaya gücümüzün olmadığı tüm algıları aktarabilmemizdir. Bu yüzden Aborjin felsefesinde iletişim düşünsel olarak yani telepatiyle olur. Ses ise şifa vermek ve ayin yapmak içindir. Yine bazı felsefeler telepatinin evrensel bir iletişim dili olduğunda ısrarcıdır. 

DURUIŞITI

Durugörüde alınan bilgi ve semboller nasıl görselse, duruişiti de hepsi işitseldir. Bu yeti gelişmeye başladığında önce kulakta çınlamalar olmakta sonra uğuldamalar ve ardından sesler duyulmaktadır. Bu yetinin gelişmesiyle uzaktan sesler alınabilmekte, rehber varlıklar duyulabilmektedir. Pek yaygın olmayan bu yeti özellikle işitsel yönü kuvvetli insanlarda mevcuttur. Ayrıca normal kulakların duyamadığı frekanstaki bazı varlıkların seslerini bu yolla duymak mümkündür. Kulak çakralarıyla bağlantısı vardır. 

DURUBILIŞ

Durubiliş, ani alınan bilgilerdir. Durugörü ve duruişiti de görsel ve işitsel olarak alınan bilgiler, durubilişte aniden bilgi şeklinde alınmaktadır. Bunu yapan kişilerin genel tabirleri şudur “Nasıl bilmiyorum ama sadece biliyorum.” Bu da duruişiti gibi pek yaygın olmamakla beraber özellikle zihinsel kişilerde sık olmaktadır. Bazı yazılan önemli ve değerli eserlerin bu yolla yazıldığı öne sürülmektedir. Taç çakrayla bağlantısı vardır. 

DURUSEZI

Halk arasında kalp gözü diye bilinen olgudur. Olacak bir olayı ya da olmuş olanı hissetmektir. Kişi nedenini bilmediği şeyleri hissetmeye başlar. Bazen bu hisler aniden beliren duygular şeklindedir. Bu seziler diğerlerine göre daha yaygındır. Kalp çakrasıyla bağlantısı vardır

Bu dört iletişim veya bilgi yolu genel olarak herkes tarafından kullanılır. Ama hepimizde bir tanesi daha çok baskındır. Dört yol, rehberlerimizle iletişim için ve bazı öngörüler için kullanılmaktadır. Buna örnek olarak arabayla gittiğimizi farz edelim ve yol ayrımına giriyoruz. Sola dönersek kaza geçirme ihtimalimiz var ve bu kazayı geçirmememiz gerekiyor. Durugörüye sahip olan kişi ani bir vizyonla ya da bir önce ki gece rüyası vasıtasıyla sola dönerse kaza yapabileceği haberini alır. Duruişitiye sahip kişi bir anda “Solda kaza var.” diye bir fısıltı duyabilir ya da o anda çalan şarkıda kulağı sürekli kazayla olan nakarata takılarak, mesajı bu şekilde algılayabilir. Durubilişe sahip olan kişi, ani bir bilgiyle solda kaza yapacağını ve sağa dönmesi gerektiğini bilir. Bunu nasıl bildiğini bilmese de, bu bilginin doğru olduğuna emindir. Duruseziye sahip bir kişi ise sola dönerse kötü bir şeylerin olacağını hisseder, sola dönmeyi düşündüğünde içine sıkıntı oturur ve bu yüzden sola dönmekten vazgeçer. Bu dört yol günlük hayatımızda yönlendirilebilmemiz, rehberlerimiz tarafından mesaj verilmesi için kullanılan önemli iletişim yollarıdır. Özel tekniklerle bu kanallar temizlenerek hepsi eşit dengede kullanılabilir. 

Doreen Virtue’nin, “İlahi Rehberlik” adlı kitabında bu dört iletişim yolundan hangisinin baskın olduğunu bulmaya yönelik bir test geliştirmiştir. Bu testi yaparak hangi kanalınızın daha çok olduğunu fark edebilir ve bu yönde geliştirebilirsiniz. 

ASTRAL SEYAHAT 

Astral seyahat, ruhun bedenden ayrılıp astral düzlemde yolculuk etmesidir. Yapılan astral seyahat denemelerinde ruh ile beden arasında gümüş renginde veya ışık şeklinde kordon gözlemlenmiştir. Bu şekilde bedene bağla bağlı olan ruhun astral düzlemde yolculuk etmesini konu edinen bir fenomendir. Kimisinin iddiasına göre yolculuk eden ruh değil, o sırada oluşturduğumuz enerji bedene bilincimizin yerleşmesidir. Haliyle bu bir tür bilinç yolculuğudur diyenler de vardır. 

İMGELEMEK YETİMİZ

HAYAL VE HİSLERİN TEZAHÜRÜ (YARATIMI)

Kullanacağımız en önemli duyu yetimizdir:

Tahayyül,Tefekkür,Tasavvur, Akıl ve kalbin itminanı

TAHAYYÜL: Hayal etmektir. Bulunduğu bölge kuvve-i hayaliye yani hayal gücü demektir. 3. gözümüz ile hayal ederiz. İrademizle de hayalimizi yönlendiririz.

TASAVVUR: Soyut manalar yani kurulan bu hayaller üzerine elbise dikmek yani bizaat kendimizle ilişkilendirmektir. Bu hayali manaları resmetmek (görmeniz veya görmemeniz önemli değil düşünmeniz hissetme çabanız dahi yeterli) ve somut hale getirmek demektir. Bu tefekkürün ileri merhalesi dimağ ve zihindir.

TEVEHHÜM: Vehim yok olduğunu zannettiğimiz var zannetmedir. Müphem manasız korku belli belirsiz tahayyül ve sonra tasavvur ettiğimiz fikir düşünce ve anlamların gerçekliğe geçiş kapısıdır. Düşük frekanslar ego merkezli hayaller kurdukları için evhama düşmektedir. Tevehhüm etmek asılsız mesnedsiz kuruntudur ancak onunda kendi içinde bir gerçekliği vardır. Akıl ve iradenin terbiyesine girmeyen ve insanı sürekli taciz eden duygulardır vehimler. Ancak bu yetimiz hayırlara kullanılabilir. Bu duygunun esiri olmamak kaydı ile insana faydalıdır.

Son aşama ise Akıl ve Kalbin duygu ve iradenin bu hayale onay vermesi. Bu bir anlamda hal elbisesi giymektir. Burası KADIR, MUKADDIR, MUKTEDIR esmalarına bakar.

Yaratılan talep etmiyorsa Yaratan yaratmıyor. Bilinçli irademizle mutlak bilinçten hayal kudreti ile manaları çekiyoruz. İstenç insanı bilinçli kılacak unsurdur.

Böylelikle sefillik, aşağılık duygular, kızgınlık engelleme ve çatışma olmadan yaşayabilirsiniz. Bunlar tamamı ile olmayacak anlamına gelmiyor artık siz onlarla özdeşleşmezsiniz. Kızgınlık sizden düşer.

Ey Ali Duanın İçine Hayali Kat. (Hz. Muhammed)

Bir olgu 3. göz seviyesine geldiği noktada artık o gerçektir. İmajinasyon yaratıcı bilincimizin kullandığı en temel yeteneklerden birisidir. Bazıları buna ruhta şekillendirme ismini vermiştir. Düşüncenin bir enerji formu olduğu bugün bilim tarafından da kabul edilmekte ve bu konuda etkileyici neticeler alınmaktadır. Her eylem bir düşünce kalıbı taşır ve kendisine özgü enerjisi vardır. Böylece her düşünce tohum gibi kendine ait renge kokuya ve tada ait bir enerji topu taşır. Aura ve astral bedende bunları görmemiz mümkündür. Zaten ilk iletişim bu noktada sağlanır. Önce enerjilerimiz yani eterik bedenimiz tanışır. Bu konu parapsikoljide düşünce şekilleri, kadim bilgelikte ise misal ve melekut alemine ait oluş formları (melekler, cinler, hüddamlar…) olarak geçmektedir. Tüm bu oluş formları direkt insan merkezlidir. Bu insan mutlak bilincin temsilcisi olan İnsan-ı Kamiller topluluğudur.

Özetle; kökeni ruhsal enerjiye ait olan tüm düşüncelerimiz, çeşitli görüntülerin meydana gelmesine sebebiyet verir. Ancak bunlar yüksek bir vibrasyona sahip oldukları için bu gözümüzle görünmezler. Ancak RA esması çerçevesinde açılabilen ve vahiyle bağlantılı iş görebilen kalp gözü veya 3. göz ile görünürler. Bu görüntünün ortaya çıkma mekanizması bizim imajinasyon yetimizdir. Tüm düşünceler berzah aleminde yani spatyumda şekillenecek kişi bu dünyada ektiklerini biçecektir.

Kişiler üzerinde çalışma yaparken bazen onların alanları ile ilgili vizyonlarla karşılaşabiliriz. Bu enerjiler bizdeki hazır hatıra kalıplarını yani bilgi paketçiklerini kullanırlar. Ve bizler sakin olur da bunları değiştirebilir ve ilahi bilinç ile o vizyonu yönlendirebilirsek o olayın gidişatını etkilemiş oluruz. Mekan ve zaman için duru görü ile açılacak olan bu yeti daha sonrasında kozmozsun yani Cebberut aleminin vizyonu ile netlik kazanır. Peygamberler ve veliler verilerini bu kanaldan almışlardır. Diğer bilgi hırsızları ise ancak kollektif bilinç ve kendi zihin-beden mertebesine kadar çıkabilir daha ötesine yol yoktur.

Celcelütiye bu konu ile ilgili saliki yani bu işin taliplerini vahiy bilgisi ile uyumlamaktadır. Dolayısı ile veriler kişisel değil evrenseldir.

74- “İşte bütün bunlar nur kelimeleridir, onların özelliklerini topla. Ve manalarını tahkik et; bütün hayır onlarla tamamlanır…” İmgeleme ile tüm sezgisel yetiler açılır.

Bu nur ile kişinin organları üzerindeki lekeleri veya takıldığı olayları ve aşması için ne yapması gerektiği gibi bilgileri görebilirsiniz. Bazen tek bir vizyon, sembol kişinin bütün yaşamına dair bilgi verebilir.Bu nur ile öncelikle kendinizin organlarını ve hücrelerini tüm düzeylerde arındırınız nurlandırıp onurlandırınız.  Bunu için daha sonra sizlere meditasyonlar verilecektir.

57- “Elif Lâm sonra peşlerindeki “RA” sırrıyla; Nûr isminle bütün ( süflî ) ruhanilerin üstüne çıktım.”

58- “Elif Lam sonra Mîm ve Ra’sı ile Ruhların mecmaına yükseldim. Fakat gerçek Ruh çok yücedir.”

Daha sonrasında aileniz yakın çevrenizi ve daha sonra nurlanmak isteyen talipleri bu nur ile arındırınız yıkayınız.

İmgeleme bir çok kişide vardır ancak geliştirilmeyi bekler. Bu çalışmalar ile ilgili bilgiler ikinci aşama derslerinde anlatılacaktır. İmgeleme iki ucu keskin kılıç gibidir. Bunu dengeye getirecek en temel unsur niyettir.

YARATICI İMGELEME İLE HAYALLERINIZI GERÇEKLEŞTIRIN!

Her gün, her dakika ve hatta her saniye hayal gücünüzü yani evrenin yaratıcı enerjisini kullanarak  kendi hayatımızı yaratıyoruz. Farkında olarak ya da olmayarak gerçekleştirdiğimiz bu eylemin ismi  “Yaratıcı Imgeleme”dir.

Yaratıcı imgeleme tekniğini bilinçli olarak kullanarak yaşamımızı hayalini kurduğumuz sağlık, iyi ilişkiler, mutluluk ve refah, rahatlama, bolluk ve bereket ile zenginleştirmek  mümkün. Tek yapmamız gereken birkaç basit prensibi anlamak, zihnimizde bir resim yaratmak ve yarattığımız esere sonuna kadar “olumlu duygular ile” sadık kalmak. Niyetinizin illa fiziksel, duygusal, zihinsel ya da ruhsal olmasına ya da bunlardan bir tanesini seçmenize gerek yok. Mükemmel bir gevşemenin hayalini kurarken aynı zamanda düşlerinizi süsleyen yeni bir evi, aradığınız doyumu size yaşatacak iş pozisyonunu imgeleyebilirsiniz.

Yaratıcı İmgeleme Nasıl İşliyor?

Enerji tıpkı mıknatıs gibi manyetiktir ve belirli bir titreşime sahip enerji kendisine benzer titreşimde enerjileri çeker. Aynı şey duygu ve düşünceleriniz içinde geçerli; ne düşünüyorsanız O’sunuz! Hayallerimiz ilk önce zihinsel boyutta gerçekleşirler. Bir hayal ya da düşünceyi zihninizde tutmak bile bir enerjidir ve aklınıza gelen, olumlu ya da olumsuz mutlaka başınıza da gelecektir. Evren yalnızca sizin gönderdiğiniz titreşime cevap verir.

Etkili Bir Yaratıcı İmgeleme İçin 4 Adım

1- Niyet, İstemek, Neden İstediğini Bilmek:

Gerçekleşmesini istediğiniz şeye karar verin. Niyetinizin ne kadar önemli olduğu konusunda endişe etmeyin. Alıştırma olması açısından yakın gelecekte gerçekleşebilecek küçük niyetler ile başlayabilir ve uzun vadeli hayallerinizi yaratmak için gerekli zihinsel yatırımı yapabilirsiniz. Ve bu olduğunda ne hissedeceksiniz o hissi hissedin. Olmuş gibi yaşayın ve hissedin.

2- İman (Olabilirliğine İnanmak):

“Vermek istemeseydi istemek vermezdi prensibi” Gerçekleşmesini istediğiniz durumu olmasını istediğiniz biçimde ve şu anda zaten gerçekleşmiş gibi hayalinizde canlandırın. Kendinizi o durumun içinde görmeye çalışın ve ayrıntıdan kaçmayın.

3- Tevhid Şehadet:

Niyetinizi gün boyunca aklınıza gelen her an zihninizde canlandırın ve onun yaşamınızın ayrılmaz bir parçasına dönüşmesine izin verin, net ama hafif ve yumuşak bir şekilde odaklanmaya özen gösterin. Unutmayın; bir niyet için çok fazla enerji üretmek yardımdan çok engel oluşturur!

4- Hak Ettiğinizi Bilin ve Onay Verin, Karar Verin

Kendi kendinize olumlu bildirilerde bulunun. Buna “onaylamalar” adı verilir. Onaylamaları kullanırken kuşku ya da güvensizlik gibi duyguları saf dışı bırakmaya gayret gösterin. Onaylama cümlelerinizi gelecek değil şimdiki zamanda, “-mış gibi” kullanın ve daima olumlu olmalarına dikkat edin. Olmasını istemediğiniz şeyleri değil, olmasını istediklerinizi dile getirin.

Olumsuz Bir Duygu İçinde Olduğunuzda 3 Şey Gerçekleşir :

  • Size kendinizi kötü hissettirecek görüntüler oluşturursunuz.
  • Kendinizle karamsar bir şekilde konuşursunuz.
  • Kendinizi kötü hissedersiniz.    

Zihninizin İçinde Ürettiğiniz Görüntüleri, Sesleri Ve Duyguları Fark Edin.    

Uygun Yolu Bulun   

Ne yapmak istediğinizi düşünürken içinde bulunabileceğiniz en kullanışlı duygunun veya ruh halinin ne olduğunu fark edin.    

Olumsuz Görüntüleri Değiştirin   

Negatif görüntüleri uzaklaştırın ve onların yerine size kendinizi hissetmek istediğiniz gibi hissettiren görüntüler koyun.    

Olumsuz Sesleri Değiştirin   

Size kendinizi kötü hissettiren şeyi söyleyen negatif içsel sesinizi kısmak için tekrarladığınız cümleyi kullanın. Onu iyi önerilerle, iyi ifadelerle, kendinize yönelik cesaretlendirici ve övgü dolu cümlelerle değiştirin.    

Olumsuz Duyguyu Etkisiz Hale Getirin   

Olumsuz duygunun hangi yönde döndüğünü fark edin. Onu ters yönde döndürün.   

Fizyolojinizi Değiştirin   

Fizyolojinizi değiştirin. Etrafta dolaşın, farklı şekilde nefes alın ve kendinizi harika hissettiğiniz bir zamanı düşünün. O zaman gördüklerinizi görün, duyduklarınızı duyun ve bu duyguyu bedeninizde güçlü bir şekilde döndürün.             

Yaratıcı imgeleme yalnızca tüm bireylerin en yüksek iyiliği adına kullanıldığında etkili olur; zararlı ve bir başka varlığın aleyhinde amaçlar için kullanıldığında bumerang gibi size geri dönecektir. Hedefler gerçekleşmeden önce sık sık değişebilecekleri gibi sizin için eski cazibelerini yitirebilirler. Bu gibi durumlarda ısrarcı olmayın ve ilginizi yitirmişseniz her zaman yeni bir niyete odaklanabileceğinizi bilin.