Evrendeki En Büyük Hediye : NEFES 2. Bölüm

Doğru Nefes Alıp vermenin Sosyal yaşamımıza faydası var mı? , Doğru nefes alıp vermekle duygularımız değişir mi? , Nefesle farkındalık nasıl başlar? , Nefes ve Tasavvuf birbiri ile ilişkilendirebilir miyiz? Bütün bu sorulara cevap aranan ve geçen hafta ilk bölümünü yayınladığımız nefesin önemi ve hayatımızdaki etkileri ile ilgili faydalı bilgilerin yer aldığı röportajımızın ikinci bölümüne devam ediyoruz. Nefes alma tekniklerinden, doğru nefes almanın önemine kadar nefes ile ilgili merak ettiklerimizi Nefes Eğitmeni, Aslı Şengül Aktaş’a sorduk:

Doğru Nefes Alıp vermenin Sosyal yaşamımıza faydası var mı?

Bizler doğduğumuz anda saf şuur bilinci ile dünyaya geliyoruz. Aslında duygumuz sadece Aşkı ve Sevgiyi yaşamak için buradayız. Ayaklandığımızda kendi özgür irademizle tam ayaklanmaya başladığımızda Anne’den, Baba’dan, çevreden, örften, adet ve gelen göreneklerden bir sürü kısıtlamalar geliyor. Hep bir ket konuluyor önümüze ve farkında olmadan nefesi kısıtlamayı öğreniriz. Bu halde okul hayatımıza başladığımızda da başarılı olma adına, arkadaşlarımıza, çevremize kendimizi ispatlama adına hep bir şeye odaklanmamız lazım, rahatlıkla olmuyor bazı şeyler. Örneğin, iş yerine gittiğimde odaklanmamız gerekiyor, konsantrasyona sahip olmam gerekiyor, patronumla arkadaşlarımla ilişkiler içerisinde olabilmem için çok rahat olamazsın, hep odaklanma konsantrasyon halinde olmanız lazım bu doğru bir şey mi? doğru bir şey peki, buna ulaşabilmeniz için ne yapmanız lazım? Nefesinizi kısıtlayıp göğüs nefesi yapmanız lazım. Bu doğru bir olay, ancak eve döndüğünüzde ya da arkadaşlarınızla bir araya geldiğinizde hala bu durumdaysanız bu durum sizi ileride anksiyete’ye kadar götürür. Önemli olan bu durumun farkına varıp nefese bütünsel olarak almaya çalışmak. Bütünsel olarak nefes aldığımız zaman vücut daima dengede kalıyor.

Doğru nefes alıp vermekle duygularımız değişir mi?

Duygusal bedenimize baktığımızda enerji merkezleri çakralar bulunmakta. Bu çakralar görülmeyen bir alanda fakat bu çakraların fizik bedendeki atış noktaları bizim hormon bezlerimize, endokrin bezlerimize denk geliyor. Endokrin bezlerinde şöyle bir durum var, ben çok gerildiğimde böbrek üstü bezlerimizden adrenalin salınır veya gerilmedim, gerilebileceğim bir olayı hissettim/düşündüm. O anda bilinçaltı görmüyor, senin yönlendirmene göre hareket ediyor ve benim günlük yaşantımın %99’unu yöneten bir kısım bilinçaltı, sürekli beni gözetleyen ve bana zarar gelmesini engelleyen bir Anne gibi sürekli yanımda. Bir şey hissettiğimizde, beynimizdeki amigdala duygusal bedenimin ana merkezidir orası, bir şeye hatırlattığı zaman hemen adrenalin salınıyor. Adrenalin vücuda salındığında genelde kötü bir şey olarak düşünüyoruz, hırs, öfke hormonu. Değil, adrenalin salındığında pankreasa gider, çabuk insülin salgıla şekeri de al hücreye git sonra oksijen gelecek, besin ile buluşan oksijen Karbondioksit+su+ ATP enerjisi oluşur. ATP anlık oluşur anlık kullanılır, depo edilmesi gibi bir durum söz konusu değildir. Derki, şu anda bir durum var, adrenalin salınsın ki ATP açığa çıksın çünkü o durumda bir şekilde bir mücadele için hareket etmemiz lazım, şu anda benim vücudumda adrenalin salınıyor. Neden? Benim elimi kaldırabilmem için enerjiye ihtiyacım var, illaki gerilmem için değil. Adrenalin salınır beyinde elektriksel sinyale döner ve kendimi ben biraz böyle hareket halinde hissederim veya beyinde pineal bezimizden serotonin salınır, elektriksel sinyale döner kendimi huşu ve mutluluk içerisinde hissederim. Gün içerisinde sürekli ben sığ nefes aldığım zaman adrenalin salınır. Derki, şu anda, vücut sığ nefes alıyor, otomatik olarak nefes kısıtlandı adrenalin salınsın. Dış odaklı olalım, dışarı ile ilgilenelim, biz yoğuz dışarıdan kendimizi korumak var aslında. Gün içerisinde ben sürekli bu şekilde isem, gergin ve endişeli isem, akşam yattığımda da gergin isem nefesim boğazımda ise beni bir nebze olsun mutlulukla uykuyla buluşturmaz. Beden uyusa bile, sığ nefes aldığımız için uyandığımda kendimi yorgun hissederim.

Adrenalinin ve serotonin dengede olması lazım. Gün içerisinde, mutsuz oldum adrenalin çıktı, üzücü bir olay oldu indi. Burnumda da birtakım sistemler var o sistemler güzel bir olay olmasa bile kendini dengeleyebilme adına dengeye getirir, ben bunu sürekli yaşadım diyelim, bir yerden sonra bilinçaltı diyor ki ya hep iniyorsun çıkıyorsun, adrenalin kalmadı. Ondan sonra şu safha başlıyor, sinirlenmeyeceğiniz bir olay oluyor, üzülmeyeceğiz bir olay, sinirleniyorsun öfke patlaması yaşıyorsunuz. Bu size ayrı bir döngü oluşturuyor ve bunu bilinçaltı bilinçli bir şekilde yapıyor çünkü nefesi bütünsel almamız lazım ya, gerildiniz hep sığ nefes ve o sığ nefesi bir şekilde bütünsele getirebilmek için bilinçaltı sıkışmış nefesi dışarıya atabilecek olaylar aramaya başlıyor, kendi kendine kendi kendine yer arıyor. Mesela, eve geldiniz aslında ortamda hiçbir şey yok, çocuklara olabiliyor genelde mesela neden bunu buraya yaptın? Neden ödevini yapmadın? Adrenalinin ve serotonin ile beraber çalışıyor derin bir nefes alıyor kendini dengeliyor ama tekrardan bir karma oluşturuyor. O yüzden serotonin ile adrenalinin daima dengede olması bunun için de farkındalığın yerinde olması gerekiyor.

Nefesle farkındalık nasıl başlar?

Nefes alıp verirken aslında öyle olmadığımız halde gergin ya da sinirli olduğumuzu hissettirecek şekilde nefes alıp veriyorsak an ’da kalmadığımızı hissetmişsek yani gelecek ve geçmiş arasında gelgitlerimiz varsa ve bunu gözlemlemişsek farkındalık burada başlar. Farkındalık nedir? diye sorarsanız, Tesla bobinine parmağınızı sokarsanız bütün elektronlar oraya yükleniyorlar. Neyi düşünürsen onu beslersin. Duyguyu beslersen duygu olursun, düşünceyi beslersen düşünce olursun, bedeni beslersen beden olursun. Hepsini birden beslersen kendini çıkartırsın ortaya. Eğer ben, bir durumda düşüncede miyim? Düşünceyi beslerken sığ nefes alıyorum, bundan kopmam için ne yapmam lazım? Hemen ortam değiştirip daha fazla yanlış nefes almaya başlıyorum. Yani, nefesi göğüste tutarak ağızdan hızlıca alıp vereceğiz. Daha çok nefes almaya başladı ne nefes hızlandırmaya başladı muazzam bir his var ama bir şey yapmıyorsunuz, bu anda durduğum yerde nefes almaya devam ediyorsun. Adrenalin sayısı yükseldi ve savaşmak için harcıyor ne kaçmak için harcıyor, ben öleceğim galiba? Ama ölmek istemiyorum. Benim 2 tane İlacım var serotonin ve endorfin şu anda onları almam lazım nefes tutuyorsunuz endorfin ve serotonin salgılanıyor. Eğer bir kişiye sinirlendiyseniz bir olayda gidip o kişiye sarılasınız gelir. Bakış açınızı, düşünceyi, negatif enerjiyi tamamen dağıttınız. Bedeninizde çıkan o gerginliği tamamen rahatlattınız. Bu rahatlatmayı ilaç kullanarak yapmanın en güzel yanı, bedenime bilincime hâkim olmam.

Nefes ve Tasavvuf birbiri ile ilişkilendirebilir miyiz?

Bizler, bize ait olmayan güzellikleri kendinize çekmiyoruz. Bizler bize ait olmayandan attığımız için onu özgürleştirdiğimiz onun farkına varıp bir dakika sen bana ait değilsin seni şöyle koyuyorum, tamam mı? Sana da Teşekkür ediyorum. Evren güzel frekanslarla dolu, benim üzerimde kıyafetler olduğu için o güzellikleri göremiyorum ama onlardan uzaklaştığım zaman, onları arındırdığım zaman güzellikler zaten hep benimle beraber. Arınmadan önce dağlar dağ idi, denizler deniz idi, nehirler nehir idi. Aydınlandıktan sonra dağlar dağ oldu, nehirler nehir oldu, ırmaklar ırmak oldu. (Lao Tzu) Yani aslında şunun farkına varmamız lazım, kâinat tek bir sesten meydana geldi;  HÛ ….

Hû’dan yaratıldın ve biz nefes alışverişlerimizde, nefesi burnumuzdan alırız bütünsel nefes, kalpten. Nefeste şu vardı, önce karnımızı şişirelim sonra göğsümüzü şişirelim. Ben ona şöyle söylüyorum, bir bardak cam bardak düşünün, nefes ebetteki cam bardağın ende binden başlar dolmaya yukarıya doğru bardağı boşaltırken de ilk önce yukarıdan bardak boşalır ve akar. Evet doğru olan budur ama burada yönlendirmek lazım çünkü nefesin başlangıç noktası burun bitiş noktası akciğer sonrası çaba size kalıyor. Siz onu kontrol altına alabiliyor musunuz? Onu kontrol altına alıp da nefise tam böyle kuyruk sokumunuza, o 7 çakradan, 7 nefis mertebesi diyorum ben ona, nefsi emareye kadar indirip yukarıya kadar çıkarmayı eğer marifet haline getirirseniz şunun farkına varıyorsunuz nefes alıyorsunuz ve nefes veriyorsunuz bir melodi çıkıyor ortaya bana şunu hatırlatıyor: Mevlâna derki, Allah’ım ben bir ney gibiyim, bana üfleyen sensin. Bir Neyi düşünün neyde 7 tane nota vardır, 7 tane delik vardır bedenimize 7 tane nefis mertebesi var, 7 tane çakra var, 7 tane beden var, bunlar çoğaltılabilir. Ben eğer tek bir çakradan konuşuyorsam, tek bir nefis mertebesinden konuşuyorsam, nefesi yarım alıyorsam oradan konuşuyorsan güzel bir melodi çıkmaz. Neyi üflerken tek bir nota üflersem eğer kulak bir yerden sonra tırmalanır, insan bir yerden sonra sıkılır bıkar ama bütün delikleri bütün çakralarım en güzel şekilde deneyimlersem muazzam bir melodi çıkar ortaya. O melodi zaten hücrelerde onu hissettiği için içerde Allah her an için bir ŞE’n dedir. Baktığın zaman rüzgâr kendisi için esmiyor görevini yapıyor, ağaçlar kendisi için meyve vermiyor. Bize baktığımız zaman bizde alışverişlerimizde bir hedef olmadan, düşünceye takılmadan duygu’ya takılmadan, bedene takılmadan bunu en güzel şekilde yaptığımızda vücutta muazzam bir titreşim alanı oluşuyor. Kalpte oluşuyor.

Bu Hal’in fiziksel bedene etkisi var mı?

Kanın pH’ını düzenliyorsunuz her şeyden önce, kanın pH 7.4 olması lazım. pH ne demek? asitlik bazlıktan bahsediyoruz. Beslenmemize de çok dikkat etmemiz lazım alkali, bazik beslenmeye özen göstermeniz gerekiyor.

Alkali Beslenme için ne yapmamızı tavsiye edersiniz?

Her şeyden önce bedeni, karaciğeri arındırmak gerekiyor. Karaciğer, bağırsaklar ikinci beyin dediğimiz kısım. Son yapılan araştırmalar bağırsak sisteminin etrafında da nöronların olduğunu söylüyor ve o bağırsak sisteminin etrafındaki sindirim sistemini etrafında şöyle söyleyeyim, beynimizden Pineal bezden, endorfin, melatonin, DMT, pinolenin, serotonin gibi 5 hormon salgılanıyor. Bunlar aslında huşuyu, huzuru, mutluluğu getiren hormonlar ama Serotninden bahsedersek serotoni’nin %20’si Pinael bezden salınırken %80’inin bağırsak sistemi etrafından salındığını söylüyor bilim adamları ve duygulardan bahsederken, … göbeğim çatladı tabirini kullanırız. Duygularımızın merkezi orası ve bağırsak sistemini etrafında 800’e yakın endokrin bezi var bu da 800’e yakın karakter, duygu demektir. Önemli olan bu duyguları kullanabilmektir. O nedenle, sistemin güzel hareket edebilmesi için bizim mutlaka bağırsak temizliğini de çok iyi yapmamız lazım. Örneğin, bir lavaboya bakın, lavabonun ana gideri kirliyse eğer su taşmaya başlar. Ben bağırsağımı temiz tutmazsam eğer bağırsakta bulunan atıkta bulunan zehirler tekrar bağırsak damarlarından kan dolaşımına katılıp bize gelir. Bunu ezotorik olarak baktığımızda, geçmiş duygular diye nitelendirilir bağırsak. Eğer duyguların atamıyorsan kabızlığın vardır. Doğru mu? Doğru, ama ben kabızlığı mı yenersem mi duygularım atarım? duygularımı atarsam mı kabızlığım olmamaya başlar? Hani Yumurta mı tavuktan tavuk mu yumurtadan meselesi? bağırsak temizliği lavmanlar yapılabilir ama bu lavmanlar ilaçlı değil tamamen sirkeli sularla limonu sularda olabilir, uygun bitkisel müshiller kullanılabilir. Bağırsak temizliği için ardından karaciğer temizliği mutlaka yapılması lazım çünkü Karaciğer vücudun laboratuvarı. Karaciğer temizliği için akşamları aynısefa bitki çayı içebilirsin, bazik olan her şey karaciğer temizliğine de yardımcı olur. Bir süre 40 gün kadar bilinçaltı içinde derler ya sonra öğrenir bilinçaltı 21 güne kadar alışıyor 40.gün de artık tamam diyor bu benimdir. Bu onu kullanmaya başlıyor, 40 gün kadar alkali beslenebilir yani süt ürünlerinden uzak durulabilir protein olarak bakliyat alınabilir ama işte şöyle bir sıkıntı var bakliyatlarında genomu değiştirilmiş vaziyette. Orada daha sağlıklı bakliyatlar ile protein ihtiyacımızı karşılayabiliriz söyle karşılıklı baktığınız zaman bu çok uzun sürmesin diyorum, çünkü Normalde atıyorum A kadar protein ihtiyacım varsa benim ben 2 kilogram mercimekten alıyorum ama 2 adet köfteden de alıyorum, dolayısıyla bir süre mercimek yiyebilirsin ama devamlı yiyemezsin. Bir süre daha az protein ile beslenerek vücudu dinlendirebilirsiniz.  Açlık orucunu da tavsiye ediyorum, çünkü bedeni ne kadar aç bırakırsanız beden içerde kendine ait aslında olmayan şeyleri yemeye beslenmeye başlıyor içerde de zararlı şeyler öylece onları yok ediyoruz. O nedenle limonlu suyu, alkali suyu içmeyi yani bazik suları 7.4 olsun pH’a yakın olsun.

Bizlere tavsiye edebileceğiniz pratik nefes egzersizi var mı?

Mesela, metabolizmayı hızlandırmak için hızlı nefesler alınmalıdır. Yani, göğüs kafesinin bilinçli bir şekilde kullanılarak alınan nefesler metabolik hızı arttırır.

Bunun haricinde tavsiye edebileceğim “İştah Kesme Nefesi” var. 2-3 saat içinde yeme içme ihtiyacı karşılanır. Bu bilimsel bir çalışmadır. Ağzı açıp dili yukarı kaldırın ve dilin altına derin nefesler alın. Buradaki amaç dili biraz soğutmak. Bunu düzenli olarak, ağızdan Nefes alıp burundan Nefes ver şeklinde yapıyoruz. Bu esnada tükürük salgısı artacak. Dilinizin azı dişleri altında tükürük salgısı artacak ve uzun süre tükürük gelmeyecek. Buda uzun süre acıkmamanız için uygun ortam hazırlar.

Bunu 7 defa tekrarlayacağız yani ağzımızdan nefes alıp burnumuzdan nefes vereceğiz. Bu esnada ağzımızın içindeki tükürük giderek artacak. 10 dk. Sonra yemek yeme ihtiyacı olmayacak. Bu esnada başın dönmesi çok normal, bunun sebebi ya alyuvar sayısı çok az ya da böbrekler az çalışıyor olabilir. Bu çalışma ile bağışıklık sistemi de düzeltiyor.

Hep nefes diyoruz nefes almada burnumuzun fonksiyonu nedir, burun sağlığı ve temizliği için nelere tavsiye edersiniz?

Burun temizliği hakkında Kubilay hocamızın sıklıkla tavsiye ettiği “150 Yıl Yaşayabilirsiniz” kitabındaki tavsiyeyi sizlerle paylaşmak isterim. Mikhail Tombak kitabında derki, pek çok insan diş temizliği gibi burun temizliğinde de gereken önemi ve gayreti göstermiyor. Bu, yalnızca koku duyumuzun azalmasına ve düzgün nefes almamıza engel olmakla kalmaz, bedenimizdeki enreji dengesini bozarak başka sağlık sorunları da meydana getirir.

Antik Çin tıbbında burnun sağ deliğinden alınan nefes “Güneş Nefesi” ve pozitif olarak kabul edilirken (bedendeki pozitif yükü artırır); sol deliğinden alınan nefes “Ay nefesi” ve negatif olarak kabul edilir. Biyoenerji dengesini korumak için burnumuzun her iki tarafından rahatça nefes alabilmemiz gerekir.

Burnumuza giren tozlar, burun kanallarını kaplayan yapışkan sümüksü örtü tarafından kaplanır ve siliya denilen mikroskobik tüylerin hareketleri sayesinde dışarı doğru itilir. Burun mukozasındaki örtünün mikrop öldürücü özellikleri vardır ve pek çok bakteriyi öldürme yeteneğine sahiptir. Soluduğumuz hava öylesine çok toz içerir ki, ne yaparsak yapalım burnumuzu temizlemek için yeterli gelmez. Ayrıca, genellikle yan üstü yattığımız için burnumuzun bir tarafında diğerine kıyasla çok daha fazla toz birikir. Bu durum olağan, düzenli solumayı imkânsız hale getirir ve kanımızın bileşimini ve dolaşımını etkiler. Bütün bunlar da sonuçta uyku düzensizliklerine, sinir sistemi bozukluklarına ve sindirim sorunlarına yol açar. Müzmin soğuk algınlığından mustarip insanlar daha çabuk yaşlanır, görmeleri zayıflar, başlarına uğultu ve kulaklarında çınlama olur. Burnun iki tarafından düzenli nefes alamamak zaman içinde sağlığımızın genel olarak bozulmasına neden olur. Bu nedenle her yaşta, günlük temizliğimizin bir parçası olarak, burun deliklerimizi ve hava kanalalrımızı bir çözeltiyle yıkayarak temizlemeliyiz.

Bunun için: İki tutam tuz ve yemek sodası ile yarım çay kaşığı balı yarım bardak suda eritin. Bu çözeltiyi bir biberona (burun temizleme şişesi olamayanlar için) doldurun ve biberonun ucunda suyun kolayca akmasına olanak verecek genişçe bir delik açın. Burnunuzun bir deliğini başparmağınızla tıkayıp, diğer deliğe biberonun ucunu yerleştirin ve çözelti ağzınızdan çıkana kadar burun deliğinize suyu boşaltı. Aynı işlemi öbür burun deliğinize de uygulayın. Çözelti bitinceye kadar, ardışık olarak iki burun deliğinize bu işlemi yapın. Yöntemi iyice öğrendiğinizde suyun ve bileşenlerin miktarını iki katına çıkarabilirsiniz. Bu uygulamayı sabah ve akşam, haftada iki-üç kez yapın. Zaman zaman mikrop öldürücü etkileri ve güzel kokuları nedeniyle yarım bardak nane veya papatya çayı kullanılabilirsiniz.

Tıkalı Burun için yapabileceğimiz bir egzersiz var mı?

Önce elinizin başparmağı ile hangi burun deliğiniz kapalı hangisi açık olduğunu anlama için burun deliklerimiz sırasıyla kapayalım, hangisi tıkalı/kapalı ise o burun deliğimizi yine parmağımızla kapayacağız, tıkalı burnumuz elimizle tıkalı iken açık olan burun deliğimizden kuvvetlice 20 defa nefes alıp vereceğiz. Nefes alıp verdikten sonra açılıp açılmadığını kontrol edelim, eğer halen açılma yoksa nefes almayı işlemi 25’e çıkartıp 2 sn. bekledikten sonra tekrar yapalım. Yarın yine aynı işlemi deneyelim. Bir iyileşme yoksa doktora gitmenizi tavsiye ederim.

KAYNAK: İŞ’te İLHAM Dergisi
https://isteilham.com/evrendeki-en-buyuk-hediye-nefes-2-bolum/

BAĞIMSIZLIK YENİAYI

28 Ekim 2019 Saat 06.41’de Vedik astrolojiye göre Terazi Burcunun Swati yıldızında bir Yeniay oluşuyor. An haritasında Yükselen; Başak Burcunun 29 derecesiyle Çitra yıldızı. Mars Haşta yıldızında yükselene kavuşum yapıyor ve dördüncü evde Purva Aşhadha’daki Satürn-Ketu-Pluton’u ve sekizinci evdeki Uranüs’ü görünümde tutuyor.

Akrep burcuna henüz geçmiş olan Venüs; Vişakha yıldızında, retro öncesi yavaşlamaya başlamış Merkür’le ve Jyeşta’daki Jüpiterle kavuşum halinde.

Yeniay haritanın ikinci evinde oluşuyor ve sekizinci evde Aşwini’deki retro Uranüs’le derecesel olarak tam bir karşıt görünüm içerisinde.

Bu Yeniayla bir rüzgar esiyor ve değişim başlıyor. Swati yıldızı; bu rüzgara direnmenin, değiştirmeye çalışmanın anlamsız olduğunu söylüyor. Neyse ki zaten kimsenin de bir şeye direnecek gücü kalmamış durumda. Bununla birlikte Mars’ın Satürn-Ketu ve Pluton’a yapmış olduğu görünümü, kalan son enerjileri de hâlâ inatlaşma, intikam ve öfke olarak kullanmaya çalışılırsa da yine aynı şekilde kişi hiç anlamadığı ve ani bir şekilde kendisini kaosun, kavganın ve sonu hüsranla biten bir durumun içinde bulabilir.

Çitra yıldızındaki Yükselen; hesap kesme döneminde olduğumuzu da gösteriyor. Çitra yıldızı; imar-inşa, güzellik ve sanat yıldızıdır. Swati ise; hak, adalet, denge, uyum ve anlaşmadır. Yeniay’ın retro Uranüs’le karşıtlığı da işin içine girince; Yeniden, yenilenmiş, hızlı ve aniden, bir şimşek parıltısıyla işlerin bir anda değişeceğini, verilen emeklerin hızlıca karşılığının alınacağını, hastalıkların hızlıca şifasını bulacağını, ayrı düşmüş ruh eşlerinin-ikizlerinin kavuşacağını, haksızlığa uğrayan ve sonucu beklenen adli durumların hayırla bir sonuca ulaşacağını ve yine aynı şekilde haksızlığa uğranışmış her durumda adaletin yerini bulacağını gösteriyor.

Venüs’ün ve retroya başlayacak Merkür’le birlikte, sizin bile unutmuş olduğunuz emeklerin, bedellerin karşılığının alınacağı, geri dönüşlerin bolca yaşanacağı bir aya giriyoruz. Vişakha yıldızı, büyük bir azim ve gayretle kafasına koyduğu işi sonuna kadar götürür fakat bu azim gölge tarafıyla hırslı bir enerji de çalıştırır. Bu noktada dikkat edilmesi gereken, bencilce, kıskançlıkla ve hırsla davranma enerjisinin aktif olduğunu fark edip; “benim dediğim, benim istediğim olsun” haline girmeden, olaylara ve durumlara çözüm odaklı yaklaşmak.Niyet böyle olursa eğer, Vişakha yıldızının o muazzam kudretli enerjisinin Venüs’le birlikte, ne kadar derin olursa olsun; iyileştiremeyeceği yara, onaramayacağı bozukluk, alamayacağı kalp kalmaz.

Dört Kasım’da Yay yolculuğuna başlayacak Jüpiter’de giderayak Akrep’te düğüm noktasına ulaşacak ve herkesin kişisel haritasına göre kendisini gösterdiği hayat alanı değişmekle birlikte; kibir, kıskançlık, kontrolcülük, hırs gibi konularda alınması gereken dersler alındıysa o da hediyesini bırakarak yaklaşık on üç aylık Akrep yolculuğunu tamamlayacak ve bir daha Akrep’le buluşması on iki sene sonra olacak.

Purva Aşhadha yıldızı; mutlu olmayı seven, hayatın güzelliklerini gören ve bundan muazzam keyif alan bir yıldız. Fakat uzun bir süredir Satürn ve Ketu’nun bu yıldızdaki seyri, genel anlamda herkeste bir halsizlik, moralsizlik, bezginlik hali oluşturmakta. Mars’ın bu ikiliye olan görünümü de bu durumu arttırmakta. Fakat bu görünümler mutsuz, keyifsiz, bıkkın olalım diye değil elbette. Bilakis gerçek huzurun, lezzetin tadına varalım, kıymetini bilelim diye. Purva Aşhadha’nın gölge yönü, keyfi kaçmasın, düzeni bozulmasın diye mutlu olmasa bile öyleymiş gibi davranabilmesi. Çok kolaylıkla görmezden gelmesi, sorunları hasır altı etmesi… İşte Satürn ve Ketu bu noktada görmezden gelinen her bir noktayı, kör göze parmak şeklinde ortaya çıkardığı için ve Mars’da artık kaçılacak bir nokta olmadığını gösterircesine sıkıştırdıkça sıkıştırdığı için, keyiflerin kaçması normal oluyor bu durumda. Oysa ki “görmem gerekeni görmeye ve kabul etmeye ardından da yapmam gerekeni kolaylıkla yapmaya” niyet etmek bu sıkışıklığı hayra dönüştürmede oldukça yardımcı olacaktır.

İşte o zaman Swati’nin rüzgarı bizi savurmaz bilakis arkamızdan esen rüzgar olur ve gitmemiz gereken yere bir yelkenlinin denizde süzülüşü gibi keyifle hayat yolculuğunda seyretmemizi destekleyen tatlı bir rüzgar olur…

Zehra Merve Külünkoğlu / Kadim Bilgelik Okulu Astroloji Eğitmeni

Hayatınızı Değiştirecek Bir Eğitime Hazır mısınız?

 

LEONBERG- Stuttgart yakınlarındaki Leonberg kenti Friedenstrasse 15 numarada Çocuk ve Aile Danışmanı ile Oyun Terapi Merkezinin danışmanlığını yürüten Yasemin Uslu tarafından organize edilen Aslı Şengül Aktaş’ın eğitimini verdiği ‘Kadim nefes eğitimleri’ ile bir ilke imza atacak. Konu ile ilgili gelin bir bakalım Yasemin Uslu gazetemize özel olarak neler açıklayacak. Nefesin de bir eğitimi olur mu diyenlere bunun cevabını bu ‘Nefes eğitimleri’nin Organizatörlüğünü yapacak olan Çocuk ve Aile Danışmanı Yasemin Uslu konuyu özetle şöyle anlatıyor.

KADİM NEFES EĞİTİMİ NEDİR?
Her insanın normal şartlarda düzenli bir nefes alış verişi var olduğunu belirten Yasemin Uslu, “Sağlıklı bir bedene sahip olan her bir insan normal solunum yoluyla nefes alır verir. Ama zaman içinde yaşadığımız tüm olaylar, bizi olumsuz etkileyen durumlar, tabi ki zaman içersin de nefes alıp verişimizi de etkilemiştir” dedi. Uslu şöyle devam etti, “Çocukluğumuzdan bugüne kadar tüm iyi veya kötü deneyimlerimiz, korkularımız, kaygılarımız, üzüntülerimiz veya kayıplarımız üzerimizde her türlü izlerini bırakırken aynı zamanda doğal alıp verdiğimiz nefesimizi de büyük oranda değişmesine neden olmuştur”.

DOĞRU NEFES ALMA
İnsanların çoğunun doğru nefes alıp vermediğini, disfonksiyonel nefes aldıklarını öne süren Yasemin Uslu, bebekliğimizde aldığımız o derin nefes alışkanlıklarımızı kayıp ettiğimizi ve zamanla hayat şartlarımızla da alakalı olarak sığ nefes alıp vermeye başladığımızı söyledi. Bu sığ ve disfonksiyonel nefes alışkanlığımızdan dolayı ciğerlerimize yeterince oksijen almadığımızı ve buna bağlı olarakta bedenen ve ruhen rahatsızlıklar yaşamaya başladığımızı, yani aslında yanlış nefes almak insanı hasta eder. Doğru nefes alıp vermeyi tekrardan öğrenmemiz gerektiğini vurgulayan Uslu, “Tamda bu zamanda, insanların hayat şartlarının zor ve yoğun olduğu, çoğu çalışanların vardiye çalıştıklarından dolayı uyku düzeni bozukluğu yaşadığını, iş, güç ve sürekli
bir koşuşturmadan dolayı stressli bir dönemin içinde bulunduğumuzu unutmamamız gerekir” diyerek asıl şimdi bu nefes eğitimlerin çok önemli olduğunu dile getirdi.

NEFES EĞİTİMİNİN ÖNEMİ
Bu nefes eğitimlerinin çok büyük ihtiyaç olduğunu fark eden ve toplum olarak git gide daha gergin ve sinirli ve günden güne daha da mutsuz ve huzursuz bireylere dönüştüğümüzü öne süren Yasemim Uslu, artık bir şeyleri değiştirmenin zamanı geldiğini ifade etti. Türkiye’nin bir çok ülkesinde nefes eğitimleri veren ve bu eğitimler sayesinde çok kişinin hayatında bir değişim sağlayan ve aynı zaman da daha sağlıklı bir hayat yaşamalarına vesile olan dalında uzman Nefes Terapisti Aslı Şengül Aktaş’ı Stuttgart’ta ağırlayacak olmanın mutluluğunu yaşadıklarını söyleyen Yasemin Uslu, bu eğitimin organizatörlüğünü yapmaktan çok keyif aldığını da ekledi.

AKTAŞ’IN DİLİYLE
Bir de Nefesi bu alanda uzun zamandır eğitimler veren, nefes eğitimleriyle bir çok kitlelere ulaşıp şifalanmalarına vesile olan Nefes Terapisti Aslı Şengül Aktaş’tan dinleyelim. Bakın neler diyor:
• Neden gerginsiniz?
• Neden enerjiniz yok?
• Neden hedeflerinize ulaşamıyorsunuz?
• Neden hep geçmişte yaşıyorsunuz?
• Hastalıklar neden sizi bırakmıyor?
• Doğru nefes alıp almadığımızı nasıl anlarız?
• Nefesimiz neden bozulur ve nasıl
düzeltiriz?
• Nefes hayatımızı nasıl değiştirir?
• Nefesle DNA aktivasyonu mümkün mü?
• Nefes nefsimizi bize bildiren bir sır mı?
• Rahmanı nefes uygulamalarının faydaları
nelerdir ve bizi neye hazırlıyor?
• Aradığımız yol, yoksa nefesten mi geçiyor ?
Haydan gelip Hu ya giden nefes köprüsü ile sen evrene, evrende sana bağlanıyor ve en temel düzeyde sen nefesle yaşıyorsun bunun farkında olmalısın. Nefesin derinse ve doğru kas sistemin
çalışıyorsa o zaman dışarı bağlı değilsin ve yaşıyorsun demektir. Eğer nefes kapasiteni artırmıyor ve doğru nefes alıp vermiyorsan varoluşla arandaki köprü yıkılır ve her türlü hastalığın kaynağı olursun. Nefes varlığını yenileyen, yapılandıran ve seni varlığının öz gücüyle buluşturan bir iksir bir sırdır. Mutlu, refah ve bilgeliğe ulaşmanın yolu nefesten geçiyor. Kadim nefes uygulamaları sizin daha başarılı, daha mutlu ve sağlıklı olmanızın kapılarını aralarken, nefesimizin içinde daha nice sırların saklı olduğunu da bizlere hatırlattı.

BAŞARILI VE SAĞLIKLI OLMAK İÇİN ÇAĞRI
Çocuk ve Aile Danışmanı Yasemin Uslu, son sözlerini şöyle ifade etti. “Sizlerde tekrar hayatınızda başarılı ve sağlıklı olmak istiyor ve aynı zamanda da huzurlu ve mutlu bireyler olarak hayatınızı devam ettirmek istiyorsanız o zaman doğru nefes almayı öğrenmelisiniz, çünkü doğru nefes almak hayatınızı değiştir. Günde sekiz saat ve iki gün toplamda 16 saat süreceğini ve hatta hayatınızı değiştirecek eğitime katılmak isteyenler biran önce bizimle irtibata geçsin ve bu eğitimle gelecek olan değişime ve dönüşüme hazır olsun diyerek sözlerini tamamladı.

Nefes Terapisi Organizatörü ve Aile ve Çocuk Danışmanı Yasemin USLU

BAŞAK BURCU – İŞLERE KOYULMA ZAMANI

23.08.2019-23.09.2019 tarihleri arası Güneş Başak burcunda olacaktır.

Astrolojide horoskop adı verilen çember 12 eşit parçaya bölünmüştür. Bu parçalara ev adı verilir. Evler değişik konuları kapsar. Ev girişini kesen burcun özellikleri o ev konularına nasıl yaklaşıldığını gösterir. 
Örnek vermek gerekirse, diyelim Yay burcusunuz, yükseleninizde Terazi bu durumda ilişki eviniz Koç burcu tarafından kesilecektir. Bu durumda sizin ilişkilerde koç burcu özellikleri sergilemeniz veya koç burcu özelliklerine sahip birilerini karşınıza çekmeniz olasıdır.
Bu bilgileri sizinle paylaşmamın nedenine gelirsek, aslında 12 burcunda bizi bir şekilde ilgilendirdiğini anlatmak istememdendir. Yukarıdaki örneğe göre düşünürsek, ben Yay burcuyum yükselenim de Terazi Başak beni çok da ilgilendirmiyor diye düşünmek sizin alt özelliklerinizi gözden kaçırmanıza neden olabilir. Neticede olası haritanızdaki yerleşim göz önüne alındığında Başak sizin 12.evinizi kestiğinden o evin konularında Başak temaları bir şekilde işleyecektir.

Başak yazın son zamanlarına denk gelen toprak elementinden değişken nitelikli bir burçtur. Buğdayın kabuklarından ayrıldığı hasat zamanına denk gelir. Artık eğlence ve oyun bitmiş, büyüme başlamış, sorumluluk alma, çalışma ve ürün verme dönemi başlamıştır. En basit örnekle okullar başak zamanında, yeni eğitim ve öğretim dönemine başlarlar.

Toprak elementine ait burçlar(boğa, başak, oğlak) özellikle maddi açıdan kendilerini güvende hissetmek, ayakları yere sağlam bassın isterler. O nedenle son derece gerçekçi olur, elle tutulur gözle görünür, kanıtlanabilir şeylere ilgi duyarlar. Ancak hayat dualite üzerinden yürüdüğünden, gerçekçi Başak, karşıt burcu Balığın sahip olduğu güçlü sezgilerden payına düşeni alır ve bu sezgileri faydalı faydasız, sağlıklı sağlıksız ayrımını yaparken kullanır. Gerek para, gerek zaman, gerek fiziksel güç ve gerekse zihinsel konularda ekonomik olma isteği onu minimum çabayla maksimum fayda elde etmeye odaklı kılar. Son derece çalışkan, sabırlı, analitik, ayrıntıları kaçırmayan, dürüst, ciddi, güvenilir, önüne gelen problemleri pratik bir şekilde çözen ve mükemmele ulaşmak isteyen Başak, bu özellikleri sayesinde gerek iç ve gerek dış düzenini kurar. Kendindeki karmaşayı çözdükten sonra bütünleşerek çevresindeki kişilere hizmet etmeye ve faydalı olmaya yönelir. Başak kaostan hoşlanmaz net ve açık şeyleri sever. Kaostan kaçacağım derken her şeye aşırı rasyonel ve temkinli yaklaşma sezgisel yanını kullanmasına engel teşkil edeceğinden, kısıtlı görüşe ve vizyonsuzluğa yol açabilir. Bu onun kaçınması gereken gölge yanlarından biridir.

18 Ağustosta irade, karar ve hareket gezegeni Mars,

21 Ağustosta gerek maddi gerekse manevi taleplerimizi arzu ve isteklerimizi belirleyen, ilişkilerin gezegeni Venüs,

23 Ağustosta ruhun, benliğin temsilcisi Güneş,

Ve 29 Ağustosta zihin ve iletişim gezegeni Merkür, Başak burcuna geçecektir.

Süreçte retro durumda olan yüksek zekâ, sezgisellik temsilcisi Uranüs ile bahsi geçen gezegenler arasındaki olumlu kontakt dikkat çekmektedir.

Bu durum geleceğin trendlerine uymayan, gelişimin önünü tıkayan maddi manevi, fiziksel ve ruhsal tüm ağırlıklardan kurtulmak için sapla samanın birbirinden ayrıştırılarak faydalılık prensibine göre düşünme ve plan yapmayı sağlayabilir. Uranüs’ün sağladığı farkındalık ay sonu gerçekleşecek olan Başak yeniayında gerçekçi ve sağlıklı düzenler kurabilme adına niyet etme, yeni başlangıçlar yapma konusunda fırsatlar doğurabilir.

Başak sürecinde,
Takıntı ve vesvese haline getirmeden, gerek fizik gerek ruhsal beden temizliği yapma, özellikle bağırsak temizliğine dikkat etme, faydasız alışkanlıkları terk etme.

Hastalık hastası olmadan sağlığı önemseme, ihmal edilmiş veya zamanı gelmiş kontrolleri yaptırma.

Yaşanılan ortamlarda abartıya kaçıp düzen sağlayacağım derken, çok da kurulaşmadan diğer bir deyişle estetik değerlerden uzaklaşmadan gerekli gereksiz ayrıştırması yapma. Kıyıda köşede kalmış yerleri, çekmeceleri gözden geçirme oralardaki fazlalıklardan kurtulma, sadeleşme, arınma.

Kış aylarında tüketilmek üzere bazı sebze ve meyvelerle reçel, konserve vb.yapma.

Beklentiden uzak, alçakgönüllü, disiplinli, dikkatli ve sabırlı bir şekilde usta-çırak ilişkisi içinde yavaş yavaş öğrenmenin değerini fark etme. Hızlı ve içi boş başarılar peşinde koşmama.

Cimrilikten uzak durarak, paranın değerini bilme, ekonomik olma, olur olmaz harcamalardan uzak durma, tasarrufa yönelme.

Hizmeti hizmetçiliğe dönüştürmeden sorumluluk alarak, üreterek, verimliliğe odaklanarak, tüm varlığa faydalı olacak faaliyetlerde ve hizmetlerde bulunma. Bunları yaparken mükemmeliyetçilik takıntısından, vesveselerden, şüphelerden, olur olmaz her şeye ve kendi dâhil herkese güvensizlikten, soğukluktan ve eleştirel yaklaşımdan uzak durma, bilgiçlik taslamama, esnemeyi bilme.

Çevre bilincine sahip olma ve çevreyle dengeli ilişki kurma.

Hayvan sevgisini tutkuya ve takıntıya dönüştürmeyerek ölçülü bir şekilde yaşama ve hayvanlara karşı hassasiyetle yaklaşarak onların haklarını gözetme.

Konularına yöneliş, evrenin matematiği ile paralel akmaya ve işlerin daha kolay yürümesine fayda sağlayabilir.

Placidus sistemine göre Türkiye Cumhuriyeti kuruluş haritasında Başak 4.evimizi kesmektedir. 4.ev vatan topraklarını, taşınmaz değerlerimizi sembolize eder.

Diyelim yaşadığımız çevrenin temiz ve düzenli olmasını beklemekte ve bunu da doğal bir hak olarak görmekteyiz. Ancak bir yandan da evimizin kapısında biten, sınırlı bir temizlik ve düzen anlayışına sahip olup, dışarıyı unuttuğumuzda oluyor. Hâlbuki yurttaşlık bilinci gereği vatanın her bir karış toprağı için sorumluluk duyma, onu koruma ve en faydalı biçimde değerlendirme önemlidir. Evimizde salonun ortasına nasıl çöplerimizi atmıyorsak, aynı şekilde yaşadığımız çevreyi de evimizin salonu gibi benimseyerek koruma, temiz ve düzenli tutma, güzelleştirmede bize de düşen sorumluluklar vardır. Çevreye karşı duyarlılığımız arttıkça ona olan aidiyet duygumuzun da arttığını hissedebiliriz. Bilindiği üzere olumlu olumsuz her şey bulaşıcıdır. O nedenle yaşanası bir çevreye sahip olabilmek için elimizi taşın altına koyarak, küçük büyük demeden katkı sağlamak, Mars’ın Başak burcunda bulaşıcı hastalıklar verme potansiyelini dönüştürerek enerjinin doğru ve faydalı çalıştırılmasına yardımcı olabilir. Hepimizin bildiği gibi sevgi emek ister veya tersinden okursak insan emek verdiğini sever. O halde emek verelim ki sevelim veya seviyorsak emek verelim. Günün sonunda, çevre bilincine sahip olmanın, dönüp dolaşıp bize fayda getireceğinin farkındalığı içinde yaşamaya gayret etme, soluduğumuz havanın, içtiğimiz suyun, bizi çeşit çeşit sebze ve meyveleri ile doyuran toprağın kalitesinin yükselmesine katkı sağlayacağından topraklarımızda verimlilik, bolluk ve bereket artabilir.

Karınca deyip geçme…
İnsana yaraşır, yaşanası ortamlar elele verilerek yaratılabilir.

Başağın tüm güzel özellikleri kullanılarak, bireysel hayatlarda kurulacak sağlam düzenlerin, kelebek etkisi yaratarak altın değerinde topraklara sahip olan ülkemizde üretkenliğin, bolluğun, bereketin artmasına katkı sağlaması duası ile.

Hoşçakalın
Olcay Palanlı / Kadim Bilgelik Okulu Astroloji Eğitmeni

Mars Başak Burcunda

18 Ağustos itibariyle Mars başak burcuna geçti ve 4 Ekim’e kadar bu burçta seyredecek. Astrolojik olarak Mars nasıl hareket edildiğini, hangi alanlara enerji harcandığını ve mücadele tarzını anlatır. Mitolojide savaş tanrısıdır ve aktif dışa dönük eril enerjiyi gösterir. Aynı zamanda iradenin ortaya konmasıdır bu nedenle kişinin doğum haritasındaki Mars’ı anlaması iradesini hangi alanlarda ve nasıl ortaya koyabileceğini anlaması açısından önemlidir.

Doğası sıcak ve kurudur. Aslan burcunun da doğasının sıcak ve kuru oluşu nedeniyle Mars aslan burcundayken aşırılaşır ve astrolojik olarak yazın pek çok yangına sebep olur. Başak burcu toprak elementi bir burç olduğu yani doğası soğuk ve kuru olduğu için Mars’ın sıcaklığını azaltır. Toprak elementi burçlar gerçekçi, somut ve maddi olana yönelik oldukları için enerji de somut olana yönelik olacaktır.

Mars’ın başak burcuna geçişiyle beraber enerjinin aslan burcunun ilgi alanlarından başak burcunun ilgi alanlarına dönmeye başladığı görülür. Eğlence, tatil, oyun temalarının yerini çalışma, düzenleme, derleme toplama gibi temalar almaya başlar. Güneş’in de 23 Ağustos’ta başak burcuna geçişiyle beraber doğanın da sonbahara hazırlandığı görülür. Ev hanımları kışlık hazırlıklarını yapmaya başlar, evlerde yaz mevsiminden sonbahara geçiş için düzenlemeler yapılır. 

Başak burcu Merkür yönetimindedir bu nedenle Mars Başak burcundayken zihinsel olarak aktif olunur, çeşitli hesaplar yapılır, pratik çözümler üretilir, gereksiz olan her şey ayıklanır ve yeniden düzenlenir. Hareket tarzı hızlı, pratik ve bazen hedefe ulaşmak için kurnazca olabilir. Başak burcu mükemmeliyetçi ve bu nedenle eleştirel olabileceği için Mars’ın bu burçta oluşu davranışlarda eleştirelliğin artışına ve kusursuzluğa doğru hareket etmeye neden olabilir. Ancak Mars aynı zamanda Venüs gezegenin aksine itme prensibini anlattığı için sevilmeyen, istenilmeyen, nefret edilen konuları da anlatabilir. Bu nedenle kusursuzluk ve mükemmellikten nefret etmeyi de gösterebilir.

Mars 2 Eylül’de astrolojik olarak Güneş ile astronomik olarak Dünya ile hizalanacak veya kavuşacak. Güneş’e yaklaşan gezegenler gökyüzünde görünemeyecekleri için astrolojide yanık veya Güneş ışınları altında olarak değerlendirilirler. Hüküm sürememek kendi konularını ifade edememek anlamına gelir. Yani Mars Başak burcunda özgür irade kullanamamak anlamına gelebilir. Özellikle doğum haritasına yanık Mars transiti alan kişiler bu durumdan etkilenebilir. Mars’ın Güneş ışınları altından kurtulup doğu ufkunda Güneş’ten hemen önce görülebileceği tarih ise 16 Ekim olacak.

Mars Başak endişeli hareketlere ve şüpheci tarzda iletişim kurmaya neden olabilir. Stres, tehlike ve riskli içeren konularda mücadele gerekebilir. Başak burcu sağlıkla da ilgilidir ve bu alandaki girişimleri gösterebilir ancak Mars’ın Güneş etkisi altında olması nedeniyle koşullar planlandığı gibi ilerlemeyebilir.

Mars’ın başak burcuna geçişini kendi açımdan yorumlamaya çalıştım, herkes için hayırlara vesile olmasını dilerim.

Ebru Kart / Kadim Bilgelik Okulu Eğitmeni

JÜPİTER İLERİ HAREKETE GEÇİYOR

Nisan 2019’dan bu yana Yay burcunda gerilemekte olan, bolluk, bereket sembolü, değdiği yeri büyüten genişleten; Astrolojide büyük şans gezegeni olarak bilinen Jüpiter, 12 Ağustos itibariyle ileri harekete geçecek olduğundan gezegenin enerjisini daha net hissedebileceğimiz fırsatların bol olacağı bir süreç içine girmekteyiz.

Geride bıraktığımız 4 aylık süreçte, gerek maddi gerekse manevi konularda anlamlı, mutlu, doyumlu bir gelecek inşa edebilmenin yollarını keşfetmek için içe yönelmiş ve kendimizi anlamaya, okumaya çalışmış olabiliriz. Süreçte bolluk bereket enerjisi kısıtlı olduğundan maddi manevi yeterli ölçüde desteklenmeme neticesinde bir nevi eli kolu bağlı haller yaşanmış, şansın önü tıkanmış gibi hissedilmiş olabilir. Bu durum Ağustos başı sonlanan 3 haftalık Merkür gerilemesi ile daha da artmış olabileceğinden düşüncelerimizden emin olamamış, gelecek konularından ziyade geçmiş meseleler üzerine yoğunlaşmış ve oraları temizleme; eski hesapları kapatma yoluna gitmiş olabiliriz. 
Jüpiter Retro’sunda bir yandan bilgeleşme ve içsel dünyalarda genişleme yaşanırken, diğer yandan dış dünyada kendimize olan güven duygumuz azalmış olabileceğinden iyimser, neşeli, maceraperest yanlarımızı bastırmış, kendimizi mutlu ve coşkulu olmaktan uzak kalmış gibi hissetmiş olabiliriz. Korku ve güvensizlikler nedeniyle risk almaktan çekinme sonucu amaç ve istekleri gerçekleştirmeye yönelik kararlar alınamamış, sanki zaman durmuş gibi hissedilmiş olabilir. Bahsi geçen süreçte Neptün Jüpiter arası kare açı zaman zaman bulanıklıklara, aşırı hayalci tutumlara, yanılsamalara, gerçek dışı arzulara da yol açmış olabileceğinden, gerçeğin ne olduğu konusunda tereddütlere; inanılan değerlerde stabil olamamaya; değişkenliğe ve kararsızlıklara da yol açmış olabilir.

Jüpiter’in düz harekete geçeceği 12 Ağustos’ta, aklın ve iletişimin gezegeni Merkür’de Aslan burcuna geçecektir. Merkür Aslan’da zihin yaratıcıdır, özgüvenli düşünceler eşliğinde kendini ifade isteği artar, an bilinci içinde farklı ve etkili çözümler bulur, olayları organize etme becerisi yükselir. Ancak yine eş zamanlı olarak bahsi geçen tarihte dehanın, yüksek aklın, farklılıkların gezegeni Uranüs’ün geri harekete başlayacak olması sezgi boyutumuzda tıkanıklıklara yol açabilir. Uranüs’ün özellikle 19 Ağustos’a kadar Merkür ile yaptığı zorlu açı düşüncelerde dağınıklık, kopukluk, sabitlik, iletişimde anlaşmazlıklar, bağlantısızlıklar oluşturabilir. Buna ilaveten üst paragrafta bahsi geçen Jüpiter-Neptün karesi Kasım ayı başına kadar süreceğinden ilerleyen günlerde de gelgitli hallerin devam edebileceğini ve nasıl bir yol izlenmesi ile ilgili kararların alınması noktasında bazı zorlukların olabileceğine işaret etmekte gibi de görünmektedir.

Peki! Ne yapılmalı ki bu durumdan çıkılabilsin?

Astrolojide Kuzey Düğümün bulunduğu burcun sembolik açılımı tekâmül için nasıl bir yol izlenmesi gerektiği ile ilgili ipuçlarını verir. Bu ipuçlarını iyi değerlendirir ve içselleştirebilirsek sınav niteliğindeki biri biten biri başlayan, kozmik şaka gibi olan engellerden daha rahat geçebiliriz. 
Kuzey Düğüm şu an Yengeç burcunda olup Yengecin yücelme yöneticisi Jüpiter Yay burcundadır. 
Mademki, Jüpiter’in Neptün ile yaptığı açı belirsizliğe, yanılsamalara, ütopyalara, aldanmalara; Uranüs retrosu üst bilinç ile kopukluk sonucu yanlış algılamalara zihinsel karmaşaya yol açabilir. O halde bu kaotik hali çözebilmek için Kuzey Düğüm Yengecin bizden ne talep ettiğine bakabiliriz.

Kuzey Düğüm Yengeç

Büyük ruhsal bir ailenin parçası olduğunu hissetmek, olayları evrensel ve bütünsel olarak değerlendirmek.

Duyguların farkına varmak ve geçerli kılmak. Katılaşmış hallerden ve korkulardan uzaklaşmak. Kalple temas kurmak. Güvensizlikleri dürüstçe ifade etmek.

Başkalarını beslerken kendi ihtiyaçlarını ıskalamamak, içimizdeki çocuğu beslemek, büyütmek, korumak, kollamak ve onun duygusal güvenliğini sağlamaya çalışmak.

Canlı cansız tüm varlığa empati ile yaklaşmak. Hayata bir annenin şefkatli, merhametli, sevecen gözleri ile izlemek. Her şeyi dörtdörtlük mükemmel yaparak onay ve takdir beklemektense esneyerek, gerek kendine gerekse çevreye hoşgörülü olmaya çalışmak, sevginin gücüne inanmak.

Herkesi ve her şeyi kontrol duygusundan uzaklaşmak. Güç sevdasından, güç oyunlarından, çekişmelerinden, hırstan uzak durmak. Aşırı kuralcı ve mesafeli hallerden geçerek, daha akışkan olmak, zırhlardan sıyrılmak.

Alçakgönüllü olmak, her şeyi ben bilirim hallerinden, gereksiz büyüklenme ve kibirden uzak durmak.

Yaşamdaki her şeyden sorumlu olduğu saplantısından vazgeçmek. Sorumlulukları paylaşabilmek.

Görev bilincine sahip olmak, ancak bu durumu abartmamak. Otorite, güç, mevki elde etme kaygısıyla ruhun ihtiyaçlarını unutmamak, potansiyele uymayan hedeflerden uzak durmak, ağır sorumluluklar alarak robotlaşmamak.

Köklere, aile değerlerine saygı duymak, geleceğe yönelik planlar yapılırken geçmişin tecrübelerinden faydalanmak bunların kıymet bilmek. Ancak bugüne fayda sağlamayan ve çağa uymayan yargılar ve kurallarla da yaşamı sınırlandırmamak, bağlılığı bağımlılıklardan ayrı tutmak.

Hayatın hangi alanında olursa olsun yeniliklere kucak açma; kendinize anlamlı bir yaşam planı inşa etme; yeni bir rota belirleme mi istiyorsunuz? Olaylara ve kişilere yukarıda yazılanlara uyumlanarak yaklaştıkça; akıl ve kalp arasında ittifak kurdukça; haktan adaletten uzaklaşmadıkça Jüpiter’in hediyelerinden faydalanma imkânınız artabilir, bolluk ve bereket enerjisini gerek maddi gerekse manevi konularda yaşamınıza daha rahat çekebilirsiniz. Hayat benim için ne anlam ifade ediyor ve ne yaparsam? Daha mutlu ve huzurlu olabilirim gibi soruların cevaplarına ulaşmanız kolaylaşabilir. İnandığınız değerlere bağlı seçimlerinizde kendinize daha çok güvenebilir, kararlı ve istikrarlı olabilirsiniz.

İnançların; felsefelerin; yüksek değerlerin; kişisel anlam duygusunun; içsel ve dışsal zenginliğin; umudun; genişlemenin, büyümenin, bolluğun bereketin sembolü büyük şans gezegeni Jüpiter’in bayram hediyesi gibi gelen fırsatlarından faydalanarak, şükür duygusu ile sunulanları doğru bir amaca kanalize edebilme ve ayakları yere basan bir dünya görüşü edinebilme duası ile.

Kurban Bayramınızı kutlar, hayırlara vesile olmasını dilerim.
Hoşçakalın
Olcay Palanlı

ASLAN ZAMANI

23.07.2019-23.08.2019 arası bir aylık süreçte düşüncelerin yaratıma dönüştüğü kalp çakrasının temsilcisi Güneş, Aslan burcunda olacaktır. Astrolojide Aslan Güneş tarafından yönetildiğinden bu burçta rahat eder ve kendine has özelliklerini burç üzerinden doğal bir biçimde sergiler. Güneş’in ve Aslan burcunun sembolik anlamları birbirine benzer, her ikisi de sağlıklı ego geliştirerek kendini ifade ediş ile ilgilidir.

Aslan, kalpten geleni, anda yaratıma dönüştüren bir enerjiye sahiptir ve yaşam onun için yeteneklerin sergilendiği bir sahne gibidir. Aslan zamanı doğa cömerttir ve varlığa çeşitli armağanlar sunar. Bu eşzamanlı olarak insanda da karşılık bulacağından çevremizdekilere dağarcığımızdakileri akıtmak, paylaşmak isteyebiliriz. Özgüvenimiz, yaşama bağlılığımız, organizasyon becerimiz, risk alma yeteneğimiz artabilir. Motivasyonumuz yükselebilir; daha kararlı, coşkulu, iyimser olabilir ve çocuksu yanlarımızı fark edebilir, yaşamın bizi mutlu edecek yanlarını deneyimlemekten hoşlanabiliriz. Kuzey yarım kürede yaz mevsiminin kendine has özelliklerinin belirginleştiği bu süreç yaratım enerjisinin en maksimum düzeyde olduğu zamanlardır. Bu enerjiyi kullanırken ‘Sen çık aradan, kalır yaradan’ manasını içselleştirme; yaratım noktasında kendimizi merkeze koymaktan kaçınma; yapılana, daha doğrusu yaptırana odaklanma ve karşıt burcu olan Kova’nın toplumsal yönünü de dikkate alarak bireysel yaratımların bütünün de hayrına olmasına dikkat etme son derece değerlidir. Böylelikle Aslan burcunun gölge yanlarından korunma sağlanabilir.
Güneş yaşam enerjisidir ve canlı cansız tüm varlık için son derece önemlidir. Ancak hepimizin bildiği gibi Güneş ışıklarına fazla maruz kalındığında onun yakıcı özellikleri ile de karşılaşırız.
O nedenle önümüzdeki bir aylık süreçte, doğanın gerek ruhsal gerek fiziksel dünyamıza sunduğu cömertliği doğru değerlendirmeye çalışma fayda sağlayabilir. Aşıp taşarak gereksiz risklerden; kibirden, gururdan; lütuf kârlıktan, hükmedici hallerden, oyunu fazla abartarak sınırları zorlamaktan; olayları dramatize etmekten; onaylanma ve alkış alma beklentisi ile bir şeyler yapmaktan; yapıcı eleştirilere kapalılıktan uzak durma önemli olacaktır. Buna Narsisizm ile kendini sağlıklı ve dengeli ifade ediş arasındaki sınırların iyi bir şekilde belirlenmesi de diyebiliriz.

Özellikle 10 Ağustos’a kadar hayata iyimser, asil duygularla ve bilgece yaklaşma; hoşgörülü, sevecen, güvenilir, dürüst ve ahlaklı olmaya çalışma, bahsi geçen tarihe kadar sürecek olan etkilerin yaratabileceği sağı solu belirsizlik; kontrolsüzlük, benmerkezcilik; inatçılık, sabırsızlık ve gerginlik nedeniyle ortaya çıkabilecek ani, şaşırtıcı ve yıkıcı olaylardan korunmaya yardımcı olabilir.

Bireysel arzulara yönelik yapılacak yaratımların, bütüne de fayda sağlayarak hayırlara vesile olması duası ile.

Hoşçakalın
Olcay Palanlı

OĞLAK BURCUNDA DOLUNAY VE AY TUTULMASI

17.07.2019 gece yarısı 24° Oğlakta dolunay ve kısmi ay tutulması yaşanacaktır.Tutulma anında Boğa burcu yükselmekte ve ani değişimler gezegeni Uranüs yükselen boğa ile kavuşum yapmaktadır. Bu durum hayata yaklaşımda ve hedeflerde değişim yapma arzusunu tetikleyebilir. Huzur ve şükür içinde yaşamak için nasıl bir yol izlenmesi gerektiği adına farkındalığın artmasına yardımcı olabilir.

Tutulmalar uzun süredir alttan alta süregelen, gizlide kalmış o nedenle pek de anlamlandırılamayan durumları görünür hale getirir. İkilemde bırakarak durağanlaşmaya neden olan sisli hava, tutulma sürecinde ve süreci takip eden ortalama 6 aylık zaman içinde yavaştan dağılmaya başladığından, gerçekler daha net bir şekilde algılanabilir. Açığa çıkışlar önce sonlanmalara ve ardından yeni başlangıçlara yol açabilir.

Tutulmalarda Kuzey, Güney Ay düğümleri devrede olduğundan yaşanılanlar son derece kadersel sonuçlara yol açabilir. 2001 yılında Kuzey Güney ay düğümleri yine Yengeç-Oğlak aksında yerleştiğinden o dönemde yaşananlara benzer durumlar veya yaşananların devamı niteliğinde deneyimler önümüze gelebilir. Bu durum, doğum haritanızda 24 derece Oğlakla ilgili bağlantılarınızın olması halinde daha belirginleşebilir. Tutulma 4-10 aksı dediğimiz bir ağacın kökleri ile meyveleri arasındaki ilişkiyi anlatan evlerde olduğundan, kendi özümüzü keşfederek bu öze uygun hedefler koymaya, bu hedeflere adım adım ilerlemeye ve sosyal hayat içinde yerimizi belirlemeye fayda sağlayabilir. Bir nevi elma tohumu isen sana uymayan tüm maskelerden sıyrılarak tohumuna uygun meyve verme de diyebiliriz bu duruma.

Gerçeklerle yüzleşme ve yeni duruma adaptasyon insana zor geldiğinden eski medeniyetlerde tutulma süreçlerinde ki açığa çıkışların çeşitli zorluklara, sıkıntılara, üzücü durumlara yol açtığı düşünülürdü. Ancak günümüzde tutulmalar ister pozitif isterse negatif sonuçlara yol açsın, gelişim için yaşanılması gereken; değişimin, dönüşümün yapılabilmesine fırsat tanıyan; hatta insanı bir nevi gelişme adına değişime zorlayan gökyüzü hareketleri olarak değerlendirilmektedir. Tutulmalar bu açıdan değerlendirilirse geride bıraktığımız Yengeç burcundaki Güneş tutulması ile önümüzdeki Oğlak burcundaki ay tutulmasının açığa çıkardıklarını iyi özümsemek geleceğe yönelik doğru plan ve projeler yapmaya; sağlam hedefler belirlemeye yardımcı olabilir. Oldukça derin ve köklü değişimlere yol açabilme ihtimali olan Ay tutulmasında Yengeç ve Oğlak burçlarındaki gezegen birikiminin Neptün’den aldığı olumlu açılar bu değişimleri yapabilme adına desteklendiğimizi de göstermektedir.

Ay tutulmaları dolunaylarda gerçekleşir. Ay duygu dünyamızla, duygusal ihtiyaç ve tepkilerimizle ilgili olduğundan kalpten gelen sesi duyabilmek ve doğru kararlar alabilmek için kalp çakrası üzerine yoğunlaşma faydalı olabilir. İlk olarak geçmiş kaynaklı negatif blokajlardan arınma; bağımlılık nedeniyle insanın ilerlemesine engel olan tüm takıntılı, saplantılı hallerden özgürleşme; bugüne yarar sağlamayan kalıplardan kurtulma, bir nevi sıfırlanma için çeşitli ruhsal çalışmalar, meditasyonlar yapılabilir. Ardından temiz bir niyet ve dua ile kalpten gelen ses duymaya çalışma, gelecek adına nasıl bir yol izlenmesi gerektiğini anlayabilmeye yardımcı olabilir.

Tutulma sürecinde kendinden kendine yapılacak samimi sorgulamalar doğru cevaplara ulaşmaya ve hatalı adımlardan korunmaya yardımcı olabilir.

Duygularımın farkında olup, onları geçerli kılmakta mıyım?

Kendimi duygusal açıdan güvende hissediyor muyum? Doyumlu, huzurlu ve mutlu olabilmemin önünde engel teşkil edenler her neyse, bunları saptayarak, değişime gönüllü olabilir ve yeni bir sayfa açabilir miyim? İçinde bulunduğum olası sıkıntılarıma katlanmaya devam mı edeceğim? Yoksa gerek ben ve gerekse çevre kaynaklı hoşnutsuzlukların yarattığı havadan özgürleşmeyi mi seçeceğim?

Duygusal ihtiyaçlarımı karşılamak için yaptığım planların, koyduğum hedeflerin gerçekleşmesi mümkün müdür? Diğer bir deyişle boş hayallerden ve abartılı bekleyişlerden kendimi uzak tutabiliyor, kapasitemi ve yeteneklerimi değerlendirirken ölçüyü doğru tutturabiliyor muyum?

Gerçekleşmesi mümkün hedeflere ulaşma da yeteri kadar ciddi, dayanıklı, sabırlı olabilir ve değişimin getirebileceği zorluklarla baş edebilir, geçmiş kaynaklı bağımlılıklarımdan, bana güven telkin eden alışkanlıklarımdan kurtulabilir miyim? Ayaklarım yere sağlam basıyor mu, aklım yeteri kadar başımda mı?

Duyguların temsilcisi Ay, tutulmanın gerçekleştiği Oğlakta asaleten düşük olduğundan, duyguları ifade etme ve ihtiyaçları dile getirme zorlaşabilir, karamsarlık, güvensizlik ve duygusuzluk artabilir. Öte yandan ilişkileri sembolize eden Yengeç burcundaki Venüs’ün, Oğlak burcundaki Satürn ve Pluto ile yaptığı karşıtlık ilişkilerde bağlanma problemlerine; değişkenliğe, dengesizliğe; soğuk ve uzak hallere; güç oyunlarına; manipülasyonlarla kişilerin birbirini kontrol ederek yönetme isteğine yol açabilir. Bu olumsuzluklardan korunmak için duygusal konularda ciddi, olgun, vicdanlı, alçakgönüllü, sorumluluk sahibi ve karmaşadan uzak durarak net bir görüntü sergileme fayda sağlayabilir. Geri gitmekte olan düşünce ve iletişim gezegeni Merkür ile karar, hareket ve mücadele temsilcisi Mars’ın Aslan’da ki kavuşumu üst perdeden, ego kaynaklı kırıcı konuşmalardan kaçınmanın, hatta çok gerekmedikçe konuşmamanın, alelacele verilmiş karar ve hareketlerden kaçınmanın, zorbaca hallerden uzak durmanın gerekliliğine işaret ediyor olabilir.

Ay tutulmasının, bireyden bütüne tüm insanlığın gelişimine katkı sağlayacak yeni ve yaratıcı fikirlerin doğumuna vesile olması ve bu fikirleri somutlaştırarak sağlam bir yapı kurma cesaret ve iradesini ortaya çıkarabilmeye yardımcı olması duası ile. 
Hoşçakalın
Olcay Palanlı

2 Temmuz Güneş Tutulması

2 Temmuz Salı Ankara’ya göre çıkartılmış haritada saat 22:16’da 10 derece yengeç burcunda tam güneş tutulması gerçekleşecek. Bu tutulma Güney Amerika ve Pasifik’in bazı bölgelerinden izlenebilecek.

Astrolojide tutulmanın hangi bölgelerden görüldüğü önemlidir çünkü o bölgeyi daha çok etkileyeceği düşünülür. Ayrıca yengeç burcunu temsil eden ülke ve şehirlerle de ilgili olduğu söylenir. Klasik metinlere göre Yengeç burcu İskoçya, Hollanda, Afrika, Venedik ve Amsterdam ile ilişkilidir. Yine klasik metinlere göre Yengeç burcundaki tutulmalar politik değişimler, erkeklerin anlaşmaları ihlal etmesi, aldatmalar ve kurnazlıkların artışıyla ilgilidir. Yengeç burcu tutulmalarında deniz yolculuğunun tehlikeli olacağı ve mide rahatsızlıklarının artacağı söylenir.

Güneş tutulmalarında Ay’ın gölgesi Güneş’in üstüne düşer ve tutulma süresince Güneş Dünya’dan karanlık görünür. Yaşamı ve canlılığı temsil eden Güneş’in görülmemesi astrolojide büyük olaylara gebe görülmüş ve her zaman korkulmuştur. Kısacası tutulmalar hızla gelişen olaylara işaret ederler ve kendi içlerinde büyük bir enerji barındırırlar. Bu tutulma aynı zamanda Satürn ve Pluto ile karşıt açıda gerçekleşecek. Bu da tutulmanın gerilimini arttıran bir unsur. Satürn ve Pluto gökyüzünde bir süredir Güney Ay Düğümüyle beraber hareket ediyorlar. Aralık’da Jüpiter de Oğlak burcuna geçtiğinde üç büyük gökcisminin oğlak burcunda seyrettiği görülecek. Ocak 2020’de de Satürn ve Pluto Oğlak burcunda tam kavuşum yapacaklar. Tabi bu kavuşumun etkisi bir süredir hissediliyor. Tutulmayla birlikte bu etkinin hızlanması hissedilebilir. Toplumsal sistemlerin düzenlenmesi, kuralların konulması, geleceğe dönük planların yapılması ve sorumluluk alınması Satürn Oğlak’ın konularıdır. Pluto ve Güney Ay Düğümüyle kavuşan Satürn eski güçlü statükocu sistemleri gösterir.
Haritada Mars Aslan burcuna yeni ilerlemiş durumda; duraklayacak olan Merkür ile kavuşacak ve Uranüs ile kare açıya gelecek. Mars’ın bu konumu liderlik için insiyatif alınacağını, egosal dürtüler nedeniyle hareket edilebileceğini gösteriyor. Merkür’ün yavaşlaması ve yakın zamanda geri harekete geçecek olması nedeniyle iletişim için enerji harcansa da sonuç alınamayacağını gösterebilir. Uranüs karesiyse ani ve hızla gelişecek olayları gösterebilir. Ay’ın tutulmadan önce öğle saatlerinde yaptığı Uranüs irtibatı tutulmaya ani, beklenmedik, iniş-çıkışlı, kalıcı olmayan ama tuhaf olabilen bir enerji getiriyor.

Jüpiter’de tutulmanın yücelim yöneticisi ve tutulma anında en yüksekte bulunan gezegen. Jüpiter kendi yönettiği yay burcunda ve geri harekette. Toplumsal inançları, fikirleri, adaleti, hukuğu kısacası toplumu bir arada tutan ama yazılı olmayan bütün değerleri gösteren Jüpiter tutulmayla ilgili gelişebilecek ani ve büyük olayların nedenini gösteren gezegen olabilir. Neptün ile kare açıda. Neptün Balık ideal bir dünyayı, herkesin eşit olduğu bir dünyayı anlatırken ; Jüpiter yay inançları ve kendi inandıkları doğrultusunda fanatik olmayı gösterebilir. Jüpiter’in Kuzey Ay Düğümüyle kurduğu birleşmeyen açıda empati kurmanın geliştirilmesi gerektiğini gösterebilir. Ayrıca bu dönemde Neptün’ün Ay Düğümleriyle kurduğu uyumlu açılar da empati, birlik ve beraberlik duygularının arttırılmasıyla ilgili kanımca.

Haritada Venüs’ün ikizler burcunun son derecelerinde ve açısız olduğu görülüyor. Açısız gezegenler ifade edilen enerjinin dışarıya düzenli aktarılamadığını ama bir patlama şeklinde birden aktarıldığını gösterir. Sosyal ilişkilerle ilgili enerjinin dışarıya aktarılamadığını öngörebiliriz. Özellikle Venüs Türkiye haritasında da 12.evde bulunan Ay ile kavuşum yapacağından bu durumun kadınlarla ilgili olduğu düşünülebilir.

Bir önceki 10 derece yengeç burcunda gerçekleşen güneş tutulması 2000 yılındaydı. Haritanızda 10 derece yengeç burcuyla ilgili irtibatlar varsa bu tutulma 2000 yılındaki tutulmayla bağlantılı etkiler getirebilir ama bu etkiler tıpatıp aynı olmayacaktır çünkü gökyüzündeki diğer gökcisimlerinin konumunun da değiştiği unutulmamalıdır.
Ayrıca tutulmalar astrolojik ve astronomik olarak belli tutulma ailelerine aittirler, 2 Temmuz’da gerçekleşecek olan tutulma Saros 127 tutulma ailesine ait. Bu ailede gerçekleşen geçmişteki en yakın tutulma 21 haziran 2001’de olmuş. Saros serilerinin benzer etkileri olduğunu düşünen astrologlar 2001 senesiyle ilgili bağlantılı olayların etkileri olabileceğini düşünüyorlar.

Sonuç olarak tutulma esnasında gökyüzündeki kolektif gökcisimleri tekamül yolunda bizleri değişime, dönüşüme ve gelişmeye zorladığından bireyden bütüne hayırlara vesile olmasını dilerim.

Ebru KART / Kadim Bilgelik Okulu Eğitmeni

KALMAK MI ZOR, GİTMEK Mİ? 

17 Haziran 2019 Yay Dolunayı

Vedik Astrolojiye göre Yay burcunun Mula yıldızında ve haritanın beşinci  evinde oluşan Dolunay’a retro Satürn’le kavuşum halinde olan Ketu’da Purva Aşhadha yıldızından eşlik etmekte.

Tam karşılarında Güneş Mrigaşira yıldızında, Merkür, Mars ve Rahu’da Punarvaşu yıldızında tam kavuşum halindeler. 

Dolunay’ın tamamlanma anındaki haritada yükselen Aslan burcunun Purva Phalguni yıldızı. Bu yıldızın yöneticisi Venüs; haritanın 10. evinde Rohini yıldızında. Navamsa haritasında da Venüs Boğa burcunda olduğundan dolayı çok güçlü konumda. 

Dördüncü evdeki retro Jüpiter Jyeşta’daki seyrine devam ediyor. Haritanın sekiz, on ve on ikinci evlerini görünümde tutmakta. 

Retro Satürn haritanın iki, yedi ve on birinci evlerini, 

Ketu;  dokuz, on bir ve yükseleni,

Rahu; üç, beş ve yedinci evlerini,

Mars ise iki, beş ve altıncı evlerini görünümde tutmakta.

Uzun bir süredir deneyimlediğimiz Satürn-Ketu kavuşumundan başlayalım…

Vedik Astroloji kaynaklarında Ketu’nun her bir gezegenle kavuşumunun kişiye olan etkilerini anlatan bilgiler mevcuttur. Bu kavuşumların kişisel ve toplumsal etkileri potansiyel olarak anlatılır fakat Ketu ve Satürn kavuşumu için Vedik üstadların söylediği şey; “anlatılmaz, yaşanır!” dır. Ki hali hazırda transit etki olarak uzunca bir süredir tüm Dünya olarak bu etkiyi yaşıyoruz ve bir çoklarınızın dediği ya da hissettiği gibi “çok farklı bir halim var ama tam olarak ne bilmiyorum!” Tabii herkes bu transit etkiyi hem genel hem de haritasına özel olarak farklı şekillerde yaşıyor. 

En genel haliyle bu kavuşum korkuları gün yüzüne çıkartan, etekleri tutuşturan, ağır duygusal çöküş hissi veren, kuyunun dibindeymiş ve bir daha oradan çıkamayacakmış hissiyle sarıp sarmalayan… daha devam etmeme gerek yok sanırım… Fakat, tüm bu ve benzeri hislerle birlikte müjdeyi de vereyim, bu kavuşum üstadların, velilerin haritasında olan bir kavuşum. Yani, Cebrail’in (as) Hz. Muhammed’i (sav) Hira’da sıkıp “Oku” dediği ve Rasulullah’ın (sav) “ben okuma bilmem” dediği ve bunun üç kere tekrar etmesiyle ilk ayetin inişi… 

İşte, tam olarak aynı sıkışıklık ve ayrı rahmet! Şimdi neyi, neden yaşadığımızı anladık inşallah… Buradan yanlış sonuçlar çıkarılmasın. Hepimiz, kendi hayatımızda, kendi yolculuğumuzda yaşadığımız sıkışıklıklar ve kabzların ardından gelen bastlarla büyüyoruz adım adım. Gökyüzünün bu Dolunay’da haritanın bütünüyle bizden istediği de kendi devrimimizi yapmamız. Zaten sıkışıklığın büyüklüğü; zihne, korkulara, eski bilince, alışkanlıklara, konfor alanına tutunmaya ısrar etmekten kaynaklanıyor. Tabii bunlara makam, mevki, statü, medeni hal, etiket, çok bilme, yardım istememe, her şeyi tek başına yapma güdüsü, sevgiden korkma, kendinden-hislerinden-kalbinden gelenden korkmayı da ekleyebiliriz ve dahası…

Ay’ın bulunduğu Mula yıldızı köklerle ilgili. Yani köklerden gelen, genetik ya da uzun zamandır sıkıntısını yaşadığınız bir çok konunun yine kökten çözümlenebileceğini gösteriyor. Satürn ve Ketu’nun da Ay’la kavuşuyor olması bu durumu daha da güçlendiriyor. Ruhlarda, bedenlerde bayram temizliği yapılıyor aslında. Bu göstergeler; acının, zehrin, korkunun artık gizlenemediğini ve gün yüzüne çıktığını gösteriyor. Bu kavuşum bize tam da bunlarla yüzleşme ve helalleşme gücü veriyor aynı zamanda. Acının içinde kaybolmadan, izleyerek…

Güneş’in bulunduğu Mirigaşira yıldızı ise bu şifalanmayla birlikte hayat enerjisinin tekrar içimize akacağını söylüyor. Punarvaşu yıldızında kavuşum yapan Merkür, Mars ve Rahu ise, yenilenmenin, yeniden ve tekrar başlamanın vaktinin geldiğini… Burada dikkat edilmesi gereken; zihin çok yoğun çalışıyor. Bir taraftan halsiz, bitkin hissetiren enerjilerle birlikte, iç dünya çok yoğun ve hızlı bir enerji içinde. Bu da zıtlık oluşturuyor. Bundan dolayı zihni rahatlacak eylemlerde bulunmak önemli. Yine buradaki yoğunluk da artık yapılması gerekeni yaptırtmaya, bırakılması gerekeni bıraktırtmaya, atılması gereken adımı attırtmaya çalışıyor.  Yapılması gereken yapılmadığında içsel ve dışsal öfke olarak tezahür edebilir. 

Dolunay’ın tamamlanma anındaki yükselen Aslan burcunun Purva Aşhadha yıldızı ve bu yıldızın yöneticisi Venüs’ün bulunduğu Rohini yıldızı tam da bu zorlandığımız noktalarda bize yol gösteriyor. Gitmemiz gereken istikamet; Kalp ve Beden! ki bunları dinlediğimizde Ruh’a ulaşıyoruz. Bedeni dinlemek, ihtiyacını gidermek; en azından bu niyette olmak bu noktada önemli bir çıkış kapısı. Bedeni farketmek, onunla ilgilenmek bununla birlikte kalbin sesini dinlemek bize yol gösterici olacaktır. Nereden başlayacağınızı bilmiyorsanız başlangıç olarak elinizi kalbinize koyup hem kalbinizin sesini hem de kalbinizin üstündeki eli hissederek başlayabilirsiniz. Beden bizim mabedimizse madem, o zaman ilk önce oradan başlamalı ilgiye de, şükre de…

Yine bu yıldızlar bize konfor alanından, yani alışageldiğimiz kalıbımızdan, kabımızdan çıkmamız gerektiğini tekrar hatırlatıyor. Aranılan huzur ve ferahlığın aslında tam da bu bilinen alandan bilinmeze cesurca adım atıldığında varılacağını ve bu lezzetin hiç bir şeye benzemeyeceğini de…

Zehra Merve Külünkoğlu / Kadim Bilgelik Akademisi Astroloji Eğitmeni